Cizîr’de infaz ertelemelere tepki: Bu politikalara son verilmeli

  • 14:57 21 Ekim 2026
  • Güncel
ŞIRNEX – İnfazı ertelenen tutsaklar için Cizîr’de yapılan açıklamada, “Başta Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan olmak üzere tüm siyasi tutsaklar serbest bırakılmalıdır” çağrısında bulunuldu. 
 
Botan Tutuklu ve Hükümlü Aileleri ile Dayanışma Derneği (TUHAD-DER), infazı ertelenen tutsaklar için Cizre Adliyesi önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamaya kentte bulunan birçok siyasi partinin ve demokratik kitle örgütünün temsilcisinin yanı sıra çok sayıda kişi katıldı. Açıklamada, “Hasta ve infazı uzatılan tutsaklara özgürlük” yazılı pankart açılırken sık sık “Girtîyên sîyasî rumeta me ne” sloganları atıldı. Açıklama metnini TUHAD-DER üyesi Hüseyin Sedat Sülger okudu.
 
‘Mağduriyetler devam etmektedir’
 
Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin yaklaşık iki yıldır devam ettiği vurgulanan açıklamada, “Sayın Abdullah Öcalan’ın yaptığı çağrıyla birlikte çatışmasızlığa yönelik yeni bir dönem başlamış, barışa dair umutlar her geçen gün biraz daha büyümüştür. Anneler ve aileler, tam da böylesi bir süreçte umutla ve inançla cezaevlerinin kapılarının açılmasını beklerken, cezaevlerinde bulunan siyasi tutsaklar açısından da bu süreç büyük bir heyecan ve umut yaratmıştır. Siyasi tutsakların beklentisi, özgürlüklerine kavuşarak demokratik toplumsal yaşama bir an önce katılmak ve bu sürece özgür koşullarda katkı sunmaktır. Ancak aileler ve siyasi tutsaklar açısından durum böyleyken, cezaevlerinde yaşananlar ve ısrarla devam eden hak ihlalleri karşısında ortaya çıkan tablo hiç iç açıcı değildir. Özellikle cezası sona erdiği hâlde tahliyeleri ertelenen, infazları yakılarak özgürlüklerine kavuşmaları engellenen siyasi tutsakların yaşadığı mağduriyetler devam etmektedir” ifadelerine yer verildi.
 
‘Durum, yaşam hakkı ihlaline dönüşmüştür’
 
Açıklamanın devamında şu ifadelere yer verildi: “Bir yanda koşullu salıverilme hakkı kazandığı hâlde İdare ve Gözlem Kurullarının ‘pişmanlık göstermedikleri’ gibi gerekçelerle infazları yakılan ve tahliyeleri hukuksuzca ertelenen Bayram Acar, Zübeyir İdem, Saadet İdin ve Levent Cin; diğer yanda ise cezaevi koşullarında yaşamlarını idame ettirmeleri imkânsız hâle gelen ağır hasta tutsaklar Mehmet Elçe, İsmail Tamboğa ve Önder Poyraz bulunmaktadır. Ağır hastalıklarına rağmen tahliye edilmeyen tutsakların durumu artık bir infaz uygulaması olmaktan çıkmış, yaşam hakkı ihlaline dönüşmüştür. Yaşanan bu durumun münferit değil, sistematik bir hâl aldığı verilerle de sabittir. Nitekim son 3 ay içerisinde en az 90 siyasi tutsak, İdare ve Gözlem Kurullarının keyfî kararları ve disiplin cezaları gerekçe gösterilerek tahliye edilmemiş, özgürlük hakları gasp edilmiştir. Demokratik siyasetin güçlenmesi ve toplumsal barışın kalıcı hâle gelmesi için çabaların sürdüğü bir dönemde, toplumun özgür iradesini ve demokratik yaşama katılımını zayıflatan uygulamaların devam etmesi ciddi bir çelişki yaratmaktadır. Özel savaş politikaları yalnızca askerî yöntemlerle sınırlı kalmamakta; toplumun düşünce dünyasını, ahlaki değerlerini ve politik iradesini etkileyerek insanları kendi öz değerlerinden uzaklaştırmayı hedeflemektedir.”
 
Ardından konuşan Şirnex Baro Başkanı Metin Tatar da hasta tutsakların durumuna dikkat çekti.
 
Söz alan İnsan Hakları Derneği Şirnex Şubesi Eşbaşkanı Şivan Sakman ise hasta tutsakların infazlarının keyfî gerekçelerle ertelendiğine dikkat çekerek bir an önce serbest bırakılmaları gerektiğini ifade etti.
 
‘Başta Abdullah Öcalan olmak üzere siyasi tutsaklar serbest bırakılmalı’
 
Son olarak konuşan DEM Parti Milletvekili Newroz Uysal Aslan, “Her zaman dile getiriyoruz ki siyasi tutsaklar suçlu değildir. Onları kendi varlıklarına ve topraklarına sahip çıktıkları için rehine olarak tutuyorlar. Biz rehine dediğimizde bizi eleştiriyorlar ama onlar rehine değillerse neden ailelerinden kilometrelerce uzaklıktaki cezaevlerine götürülüyorlar? Eğer o tutsaklar rehine değilse 30 yıldan sonra heyet karşısına çıkan tutsaklara pişmanlık dayatmaları yapılmazdı. Bu süreç devam ederken şu an sergilenen yaklaşımlar sergilenmezdi, tek kişilik hücrelere konmazlardı. Bu yüzden biliyoruz ki Türkiye’de hiçbir zaman insan hakları hukuku uygulanmadı. Türkiye’de uzun bir süre tecrit altında tutulan tutsak ise Sayın Abdullah Öcalan’dır. O her ne kadar barış için çözüm çalışmaları yapsa da ona yönelik yaklaşımlar bu çerçevede değil. Buradan bir kez daha sesleniyoruz: Bu politikalara son verilmeli ve başta Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan olmak üzere tüm siyasi tutsaklar serbest bırakılmalıdır” dedi.