Abdullah Öcalan: Çözüm, demokratik toplumun geliştirilmesindedir
- 11:28 20 Haziran 2026
- Güncel
AMED - Demokratik İslam Konferansı’na gönderdiği mesajda Abdullah Öcalan, İslam’ın özündeki özgürlükçü ve demokratik değerlerin devletçi anlayışlarla zayıflatıldığını belirterek, “Bugün ihtiyaç duyulan şey, İslam’ı devletin ve iktidarın hizmetine sunmak değil, onu yeniden ahlaki toplumun, demokratik siyasetin ve özgür yaşamın hizmetine kazandırmaktır” dedi.
Mezopotamya İslami Araştırmalar Federasyonu’nun (MİA-FED) “Demokratik İslam: İnançta samimiyet, toplumda özgürlük” şiarıyla düzenlediği Demokratik İslam Kongresi 3’üncü Büyük Konferansı Ali Emiri Konferans Salonu’nda başladı. Konferansta Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın mesajı okundu. Mesajın Kürtçesini Emin Ay, Türkçesini ise Hatice Şeker okudu.
Abdullah Öcalan tarafından gönderilen mesaj şu şekilde:
“Demokratik İslam Kongresi 3. Büyük Konferansı’na...
İslam, özünde ahlaki ve politik toplumun özgürlük, adalet ve eşitlik değerleri üzerine inşa edilmiş büyük bir toplumsal hakikat hareketidir. Hz. Muhammed’in öncülüğünde ortaya çıkan ilk İslam toplumu, iktidarcı devletçi uygarlığın dayattığı sınıflaşma, sömürü ve kabileci tahakküme karşı güçlü bir demokratik toplum hamlesi olarak gelişmiştir.
Ancak tarih içerisinde İslam’ın bu özgürlükçü ve toplumsal özü giderek devletçi iktidar gelenekleri tarafından kuşatılmıştır. Emevilerle başlayan süreçte din, ahlaki ve toplumsal bir yaşam sistemi olmaktan uzaklaştırılarak devletin meşruiyet aracına dönüştürülmüş, böylece İslam’ın demokratik ve özgürlükçü damarları zayıflatılmıştır. Günümüzde gerek resmi devlet İslam’ı gerekse iktidarı hedefleyen çeşitli mezhepçi yapılanmalar, bu tarihsel sapmanın farklı biçimlerdeki devamı niteliğindedir.
Din toplumun vicdanı olmalı
Demokratik İslam anlayışı ise, İslam’ın özündeki ahlaki, vicdani ve özgürlükçü değerlere yeniden dönüşü ifade etmektedir. Bu dönüşün en önemli tarihsel referanslarından biri Medine Vesikası’dır. Medine Vesikası, farklı inançların, kimliklerin, kültürlerin ve toplulukların kendi özgünlüklerini koruyarak ortak yaşam ilkelerinde buluşmalarını sağlayan demokratik bir toplumsal sözleşmedir. Bu yönüyle insanlık tarihinin ilk çoğulcu ve demokratik birlik modellerinden biridir.
Gerçek cihad, insanın kendi nefsindeki iktidar eğilimlerine, bencilliğe, tahakküm arzusuna ve her türlü zulüm biçimine karşı yürüttüğü sürekli özgürleşme mücadelesidir. En büyük mücadele, insanın kendisini dönüştürme ve hakikatle buluşturma mücadelesidir. Özeleştiri kültürü olmadan ne bireysel ne de toplumsal özgürlük gelişebilir.
İslam’daki şûra ilkesi de demokratik toplumun temel değerlerinden biridir. Şûra, toplumun ortak aklının açığa çıkarılması, kararların katılımcı biçimde alınması ve yönetimin toplumsal denetime açık olması anlamına gelir. Demokratik siyasetin, yerel demokrasinin ve komünal yaşamın tarihsel kökleri bu anlayış içerisinde mevcuttur.
Bugün ihtiyaç duyulan şey, İslam’ı devletin, iktidarın ve sermaye güçlerinin hizmetine sunmak değil, onu yeniden ahlaki toplumun, demokratik siyasetin ve özgür yaşamın hizmetine kazandırmaktır. Din, iktidarın değil toplumun vicdanı olmalıdır. Hakikat, ancak toplumun özgür örgütlülüğü içerisinde anlam kazanabilir.
Tüm insanlık için demokratik uygarlık önemli kaynaklardan biri
Kadın özgürlüğünü dışlayan, doğayı sınırsız sömürü nesnesi olarak gören ve halklar arasında düşmanlık üreten hiçbir anlayış İslam’ın özünü temsil edemez. Demokratik İslam; kadın özgürlüğünü, ekolojik yaşamı, toplumsal dayanışmayı ve halkların kardeşliğini esas alan ahlaki bir yaşam perspektifidir. Bu yönüyle yalnızca Müslüman toplumlar için değil, tüm insanlık için demokratik uygarlığın önemli kaynaklarından biridir.
Ortadoğu’nun derinleşen krizleri, mezhep savaşları, milliyetçi çatışmaları ve iktidar mücadeleleri karşısında çözüm, devletçi ve hegemonik yaklaşımların daha da güçlendirilmesinde değil, demokratik toplumun geliştirilmesindedir. Demokratik İslam perspektifi, halkların kendi kimlikleriyle, inançlarıyla ve özgür iradeleriyle bir arada yaşayabilecekleri demokratik ulus anlayışına önemli katkılar sunabilir.
Bu temelde yürüttüğünüz tartışmaların ve ortaya koyacağınız sonuçların, demokratik toplum inşasına, halkların ortak yaşamına ve başlattığımız Barış ve Demokratik Toplum Sürecinin gelişimine katkı sunacağına inanıyor, çalışmalarınızda başarılar diliyorum.
Abdullah Öcalan.”








