MKG ve DFG: Barış gazeteciliği anlayışıyla hareket edeceğiz
- 10:00 6 Eylül 2026
- Güncel
AMED - MKG ve DFG, 6 Eylül Özgür Basın Günü dolayısıyla yayımladıkları açıklamada, özgür basının Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ndeki sorumluluğuna dikkat çekerek, “Çatışma ve savaş diline karşı özgürlük, eşitlik, demokrasi ve barış çizgisini güçlendireceğiz” dedi.
Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği (MKG) ile Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG), 6 Eylül Özgür Basın Günü dolayısıyla yazılı açıklama yaptı. Özgür Basın Günü’nün tüm basın emekçileri şahsında kutlandığı açıklamada, hakikatin peşinde yaşamını yitiren özgür basın emekçileri anıldı.
Özgürlük ve hakikat mücadelesinde yaşamını yitirenlerin ortaya koyduğu mirasa işaret edilen açıklamada, ödenen bedellerin yalnızca Kürt halkının özgürlüğü için değil; eşit, özgür, ahlaki ve demokratik bir toplumun inşası için olduğu belirtildi. Dünyanın dört bir yanında yükselen “Jin, jiyan, azadî” sloganının da bu mücadelenin yarattığı tarihsel mirasın sonucu olduğu vurgulandı.
‘Özgür basının sesi her yerde yaşamaya devam ediyor’
Kürt basınının köklü geleneğinin Kürdistan gazetesiyle başladığı, Ronahî ve Hawar ile devam ettiği, Serxwebûn ile yeni bir aşamaya ulaştığı kaydedilen açıklamada, bu geleneğin Mazlum Doğan ile yeni bir anlam ve mücadele çizgisi kazandığı ifade edildi.
Özgür basının 48 yıldır kesintisiz biçimde mücadelesini sürdürdüğü belirtilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi: “Özgür basın, kimi zaman bir çınar gibi köklerini toprağın derinliklerine salmış, kimi zaman dalları kırıldıkça yeniden filizlenmiştir. Yok edilmek, susturulmak ve parçalanmak istendiği her dönemde daha da büyümüş; bir dalı kırıldığında yerine onlarca yeni dal çıkmıştır. Bugün binler olarak buradayız ve her yerdeyiz. Kuzeyden Güneye, Doğudan Batıya, Avrupa’dan Amerika’ya kadar özgür basının sesi yaşamaya ve hakikati kamuoyuyla buluşturmaya devam etmektedir.”
‘Özgür basına büyük sorumluluk düşüyor’
Kürt halkının silahlı mücadele döneminden yeni bir aşamaya geçtiğine dikkat çekilen açıklamada, varlığını ve kimliğini kabul ettirme mücadelesinden demokratik ve komünal yaşamın inşasına doğru ilerlediği belirtildi. Başlayan Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin bütün Kürdistan’ı etkilediği ifade edilerek, Kürtlerin artık yalnızca savaş alanında değil, diplomasi ve müzakere alanında da mücadele yürüttüğü kaydedildi.
Bu süreçte özgür basına büyük sorumluluk düştüğü belirtilen açıklamada, “Özgür basın, sürecin gerçekliğini topluma doğru ve eksiksiz biçimde aktarmak, halkın haber alma hakkını savunmak ve demokratik çözüm perspektifini güçlendirmekle yükümlüdür. Bu bilinçle hareket ediyoruz ve bundan sonra da demokratik çözümden yana tutumumuzu değiştirmeyeceğimizi açıkça ifade ediyoruz” denildi.
‘Baskının yöntemleri dijitalleşti’
Kürdistan’da gazeteciliğin ağır koşullar altında sürdürüldüğüne işaret edilen açıklamada, son 40 yılda yüzlerce gazetecinin katledildiği, binlerce gazetecinin soruşturmalara maruz bırakıldığı ve tutuklandığı hatırlatıldı. Gazete binalarının bombalandığı ve gazetelerin daha basılmadan yasaklandığı belirtilerek, iktidarlar değişse de özgür basına yönelik baskı ve tehditlerin devam ettiği kaydedildi. Basılı gazetecilikten dijital gazeteciliğe geçişle birlikte baskı yöntemlerinin de dijitalleştiği ifade edilen açıklamada, “Dün gazete binalarını bombalayanlar, bugün haber sitelerini ve ajansların internet sayfalarını erişime kapatmaktadır” denildi. İktidar yanlısı medya aracılığıyla temel hak ve özgürlüklerin kriminalize edildiğine dikkat çekilen açıklamada, toplumun kontrol edilmesi amacıyla dezenformasyon üretildiği ve hakikatin üzerinin örtülmeye çalışıldığı belirtildi. Açıklamada, “Ancak biliyoruz ki tek bir gerçek, yalan üzerine kurulmuş kuleleri yıkmaya yeter. Tek bir görüntü, yalan kalelerini yerle bir edebilir” ifadeleri kullanıldı.
‘Kalıcı barış için barışın etrafında birleşelim’
Başta basın emekçileri olmak üzere tüm demokratik ve özgürlükçü çevrelere çağrı yapılan açıklamada, “Coğrafyamız çatışmalardan ve savaşlardan yorulmuştur. Kalıcı bir barış için barışın etrafında birleşelim. Barışın kazanması için barış yanlılarının sesi, savaş yanlılarının sesinden daha güçlü çıkmalıdır. Özgürlük ve eşitlik taleplerinin savaşın ve çatışmanın gürültüsü içerisinde kaybolmasına izin vermemeliyiz” denildi.
Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin ilerlemesi için gerekli adımların gecikmeksizin atılması istenen açıklamada, baş müzakereci olarak işaret edilen Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın fiziksel özgürlüğünün sağlanmasının sürecin ilerlemesi açısından temel bir gereklilik olduğu vurgulandı.
‘Demokratik toplumun sesi olacağız’
Özgür basının, Kürt halkının varlığının ve haklarının görünür kılınmasında önemli bir rol üstlendiği belirtilen açıklamada, yeni dönemdeki görevin demokratik toplumun sesi olmak olduğu kaydedildi.
Açıklama şu ifadelerle son buldu:“Özgür basın bu süreçle birlikte barış gazeteciliği anlayışıyla hareket edecektir. Çatışma ve savaş diline karşı özgürlük, eşitlik, demokrasi ve barış çizgisini güçlendirecektir. Halkların özgür ve eşit yaşama iradesini görünür kılmaya devam edeceğiz. Barıştan, demokrasiden ve özgürlükten yana sözümüzü yükselteceğiz.”







