Rojava çağrısı: Provokasyonlara karşı ortak mücadele

  • 09:06 17 Eylül 2026
  • Güncel
 
İSTANBUL- Rojava’da yaşananlara tepki gösteren kadınlar, saldırıların Kürt halkının 12 yıllık kazanımları ile Kadın Devrimi’ni ve müzakere sürecini hedeflediğini belirtti. Dünya kamuoyuna sessiz kalmama çağrısı yapan kadınlar, halkların provokasyonlara karşı ortak mücadele etmesi gerektiğini vurguladı.
 
Rojava’da Hesekê Tugayı savaşçısı Sipan Hizni’nin katledilmesi ve Kobanê’deki cezaevi yangınında onlarca tutuklunun yaşamını yitirmesi kaygıları artırdı. Yaşananlara tepki gösteren kadınlar, saldırıların Kürt halkının 12 yıllık kazanımları ile Kadın Devrimi’ni hedeflediğini belirterek, müzakere sürecine yönelik provokasyonlara karşı ortak mücadele çağrısı yaptı.
 
‘Sınırımızda yeniden başlatılmak istenen savaş bir tehdittir’
 
Büro Emekçileri Sendikası (BES) 2 No’lu Şube Başkanı Zeynep Kışlak Yıldırım, emekçilerin her zaman barışın yanında durduğunu belirterek, “Biz KESK’liler ve emekçiler olarak, dünyanın neresinde olursa olsun halkların karşı karşıya getirildiği, savaştırılmak istendiği bir ortamda her zaman barışın yanında durduk. Barışın yanında durmaya da devam edeceğiz. Ayrıca Rojava’nın bizim için şöyle ayrıcalıklı bir yanı var: Sınırımızdaki bir bölgede yeniden başlatılmak istenen savaşın Türkiye ve dünya emekçileri açısından da bir tehdit oluşturacağı bilinciyle, bu savaşa karşı duruşumuzu bir kez daha belirtmeye geldik” dedi.
 
‘Dünya kamuoyu sessiz kalmamalı’
 
Dünya kamuoyunun yaşananlar karşısında sessiz kalmasını eleştiren Zeynep Kışlak Yıldırım, “Ortadoğu’da sürekli çatışmalı bir ortam, savaş ortamı var. Ortadoğu halklarının dışındaki dünyayı yönetenlerin başka planlarının olduğu bir dönemde, onların bizim kadar duyarlı olmalarını beklemiyoruz. Ancak bölgedeki bir savaşın dünya barışını tehdit etmesini; Rojava’daki çatışmaların yeniden başlamasının Türkiye’yi, Ortadoğu’yu ve Suriye’yi, dolayısıyla dünya barışını tehdit eder bir hâle dönüşmesini istemeyiz. O yüzden dünya kamuoyunu bu konuda biraz daha duyarlı olmaya davet ediyorum” dedi.
 
‘Kürtlerin ve kadınların kazanımlarını boşa çıkarmak istiyorlar’
 
DEM Kadın Meclisi’nden Nazmiye Ülker, Rojava’da Kadın Devrimi’yle elde edilen kazanımların provokasyonlarla hedef alındığını ifade ederek, “İstemeyen güçler, provokasyon yaparak hem Kürtleri yeniden entegrasyonun dışında tutmak hem de Kürtlerin 12 yıldan beri elde ettikleri kazanımları boşa çıkarmak istiyor. Kürtler bugüne kadar gerçekten orada belli bir deneyim ve tecrübe biriktirdi. Kadın devrimini ve tüm halkların birlikte kurduğu yaşamı istemedikleri için masada ‘Size katliam yaparız’ tehdidiyle daha azına razı etmeyi amaçlıyorlar” diye konuştu.
 
‘Entegrasyon haksız işletiliyor’
 
Ana dilde eğitime yönelik kısıtlamalara ve eşitsizliklere de dikkat çeken Nazmiye Ülker, “Bir de Kürtlerin orada ana dilde eğitimini üç saate indirmek, entegrasyonun ne kadar haksız işletildiğini gösteriyor. Eşit ve ana dilde eğitim verilmeli” diye belirtti.
 
‘Kadın Devrimi için hak gasplarına karşı ortak mücadele’
 
Sosyalist Mücadele İnisiyatifi’nden Alev Palo da bölgedeki cihatçı zihniyetin politikalarına ve Kadın Devrimi’nin hedef alınmasına dikkat çekerek, “HTŞ’nin gelmesiyle birlikte, tamamıyla cihatçı ve kadın düşmanı bir gruptan bunu beklerdik. Kadın devrimi diye adlandırılmış bir mücadelenin ardından HTŞ’nin bu politikaları, beklemediğimiz bir şey değil. Kürtlerin, kadınların ve Alevilerin buna karşı eylemler gerçekleştirmesi; köy baskınlarına ve Kürtçe dil derslerinin iptal edilmesine karşı eylemler düzenlenmesi de normal. Türkiye’deki sosyalistler yıllardır Rojava’ya destek veriyor. Bu desteğin devam etmesi gerekiyor. En ufak olaya dahi ses çıkarmak çok önemli, hem de böyle bir süreçte. Gençliğe Kürt meselesini anlatırken Rojava’yı da anlatmaya çalışıyoruz. Sadece bunun için bile devlet belli politikalar geliştirmeye çalışıyor. O yüzden devrimi sahiplenen buradaki sosyalistler ile Kürt kadınlarının yan yana mücadele etmesi bizce önemli” dedi.
 
‘İnsanlarımızı katlediyorlar, birlik olmaktan başka çaremiz yok’
 
Eyleme katılan Raife Çirik, yaşanan katliamlara ve adaletsizliklere tepki göstererek, barış ve birlik mücadelesinden vazgeçmeyeceklerini dile getirdi. Raife Çirik, “Kürtleri neden istemiyorlar? Biz barış için mücadele vermeye çalışıyoruz. Hiçbir şeyi adil ve hakkaniyetli yapmıyorlar. Ama biz asla kendi insanımızı yalnız bırakmayız; ne çocuklarımızı ne yetişkinlerimizi. Tüm insanlar için barış istiyoruz ve bu insanlık dışı uygulamaları kabul etmiyoruz. Biz birlik ve kardeşlik istiyoruz. Onlar her şeylerini zaten ortaya koydular. Dolayısıyla bizim birlik olmaktan başka çaremiz yok. Hapishanelerde de rahat bırakmıyorlar, cezaevindekileri salmıyorlar, işkence ediyorlar. Yeter artık” diye konuştu.
 
‘Devletler Kürt halkına verdikleri sözleri tutmalıdır’
 
Rojava’da entegrasyon sürecinin ardından sahada Şam Hükümeti’nin ve çetelerin baskısının artmasının güvensizliği beslediğini ifade eden Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İl Yönetimi’nden Ayten Kaya, “Entegrasyon görüşmeleri sırasında böyle bir şeyin ortaya çıkması, Kürt halkını hem düşündürdü hem de barış sürecine ne kadar güvenilebileceğine dair soru işaretleri oluşturdu. Devletlerin gerçekten Kürt halkına verdikleri sözlerin arkasında durmaları gerekiyor. Failleri bulmaları gerekiyor” dedi.
 
‘Çeteler ve arkasındaki devletler boş durmayacak’
 
Yaşananların ardında karanlık odakların bulunduğunu ifade eden DEM Parti Arnavutköy İlçe Eşbaşkanı Aysel Öztürk, barışın hedef alındığını belirtti. Aysel Öztürk, “Bu bir provokasyondur. Ortadoğu’da da Türkiye’de de aynı provokasyonlar devam edecek. Bu, Kürt halkına yönelik bir zulümdür. Bu provokasyonları yapan çeteler, barış sürecinde boş durmayacak. Çetelerin arkasında muhakkak devletler vardır. Çeteler kendi başlarına çetecilik yapamaz. Biz bu provokasyonlarla barış sürecini sabote etmemelerini istiyoruz. Kürt, Türk ve Arap halklarının gerçekten bu barışa ihtiyacı var” dedi.
 
‘Halklar provokasyona gelmemeli’
 
Rojava’da yaşananların Türkiye’deki müzakere süreciyle doğrudan bağı bulunduğunu belirten Aysel Öztürk, “Bugün hem Türk halkına hem Kürt halkımıza sesleniyoruz: Provokasyonlara gelmesinler. Sosyal medyadaki trollere hiç kimse kanmasın ve itibar etmesin. Tek amacımız barıştır. Hiçbir çıkarımız yoktur. Gençler ölmesin istiyoruz. Türk genci de Kürt genci de bizimdir” dedi.