'Yeni yasayla çocuğun üstün yararı ilkesi ihlal ediliyor'
- 09:06 25 Temmuz 2026
- Hukuk
ANKARA - Adli sürece dahil edilen çocuklara yönelik hazırlanan yasanın, çocukları ötekileştirme riskiyle karşı karşıya bıraktığını belirten Avukat Nesrin Kaya, “Çocuklara yetişkin refleksiyle yaklaşmak hem hukuka hem de çocuk gelişimi alanındaki bilimsel verilere aykırıdır” dedi.
Çocuklara yönelik şiddetin, yoksulluğun, sömürünün ve çalıştırılan çocukların arttığı bir dönemde, iktidarın çocuklara yönelik politikası, adli sürece dahil edilen çocuklara yönelik cezaları ağırlaştırmayı öngören yasa teklifini Meclis’e sunmak oldu. "Çocuk Koruma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi" adıyla sunulan teklif, 15-18 yaş arasındaki çocuklara uygulanan ceza indirimlerinin kimi suçlarda tümüyle kaldırılmasını, çocuklara ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının uygulanmasını, 12-15 yaş arası çocuklara daha az ceza indirimi uygulanmasını ve tekerrür hükümlerinin uygulanma yaşının 18’den 15’e düşürülmesini öngörüyor. Öte yandan bu teklif, çocukların hapis cezalarını doğrudan eğitim evlerinde infaz etmesine son vererek, kapalı cezaevine gönderilmesini ve çocuğun eğitim evine geçişini İdare ve Gözlem Kurulu kararına bağlanmasını içeriyor.
Yasa, Meclis Adalet Komisyonu görüşmelerinin tamamlanmasının ardından oy çokluğuyla kabul edildi. Teklifin Genel Kurul’a sunulması ve yasaya ilişkin görüşmelerin sonbahara kalması bekleniyor.
Çocuk hakları alanında çalışan Avukat Nesrin Kaya, teklifin yasalaşması halinde çocukların karşı karşıya kalacağı riskleri değerlendirdi.
‘Cezaları ağırlaştırmak çözüm olmayacak’
Çocuk adalet sisteminde, çocuğu topluma yeniden kazandırmanın esas amaç olduğunu söyleyen Nesrin Kaya, şu anki yasa teklifinin ise çocukları cezalandırmayı amaçladığını belirtti. Yasanın infazı merkezine alan bir anlayışa sahip olduğunu vurgulayan Nesrin Kaya, “Alanda çalışan bir hukukçu olarak şunu çok net söyleyebilirim; Hiçbir çocuk bir sabah uyanıp suç işlemeye karar vermiyor. Çocukları buna iten İhmal, istismar, yoksulluk, aile içi şiddet, eğitimden kopma, madde bağımlılığı, akran zorbalığı ve korunma mekanizmalarının yetersizliği gibi birçok neden var. Bu nedenleri çözmeden yalnızca cezaları ağırlaştırmak bir çözüm olmayacaktır. Taslak, çocuklara daha çok ceza vermek anlayışı üzerine şekillendi. Çocuklara sosyal destek sağlanmazsa sadece cezaların arttırılması suç işleme oranlarını düşürmeyecek aksine çocukların daha fazla sisteme dahil olmasını sağlayacaktır. Bilimsel araştırmalar cezaların artırılmasının kalıcı bir çözüm olmadığını gösteriyor” dedi.
‘Türkiye sözleşmelere uymuyor’
Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesinde yer alan “hapsetmenin son çare olması” ilkesine atıfta bulunan Nesrin Kaya, “Bu ilke sadece uluslararası bir tavsiye değildir. Türkiye'nin uymayı taahhüt ettiği bağlayıcı bir insan hakları standardıdır. Oysa taslak, özgürlüğü bağlayıcı tedbirlerin kapsamını genişletmektedir. Bir çocuk cezaevine girdiğinde yalnızca özgürlüğünden yoksun kalmaz. Eğitim hayatından kopar, sosyal çevresinden uzaklaşır, gelişim süreci sekteye uğrar” diye konuştu.
‘Çocuğun damgalanmasının önünü açıyor’
Çocukların ötetkileştirilme ve hedef gösterilme riskiyle karşı karşıya bırakıldığını aktaran Nesrin Kaya, çocukların cezaevine girdikten sonra sabıkalı olacağını ve bunun sicilinde yer alacağını söyledi. Nesrin Kaya, “Çocuk, ilerleyen dönemlerde herhangi bir kamu kurumunda çalışamayacak. Özel sektörde bile adli sicil kaydı isteniyor. Bu bile önünde bir engel olacak. O süreçte basına yansımışsa ismi kalıcı olarak basında yer alacak. Bu tamamen çocuğun damgalanmasının önünü açacak. Çünkü ceza miktarları artırılacak. Çocuğun infaz kurumunda kaldığı süre de artacak. Ceza infaz kurumundan çıktıktan sonra topluma kazandırma ihtimali çok düşük. Bilimsel veriler de bunu ortaya koyuyor” diye belirtti.
‘Çocuğun üstün yararı ilkesi ile bağdaşmıyor’
Çocuklarla ilgili alınan her kararda, çocuğun yararının gözetilmesinin öncelikli olduğuna dikkat çeken Nesrin Kaya, “Eğer amacımız çocuğu yeniden topluma kazandırmaksa, eğitim evlerinden önce kapalı ceza infaz kurumlarını öne çıkarmak bu ilkeyle bağdaşmıyor. Eğitim evleri, çocukların eğitimlerini sürdürmesini ve toplumsal hayata uyumunu güçlendirmeyi hedefleyen bir kurumdur. Çocuğu eğitim evinden önce kapalı ceza infaz kurumuna gönderirsek, bunların hepsinin önünde engel olmuş olacak. Kapalı ceza infaz kurumları ise çocukların gelişimi üzerinde çok daha ağır psikolojik ve sosyal sonuçlar doğurmaktadır. Çocuğun üstün yararı ilkesi, cezalandırmayı değil, gelişimi ve korunmayı esas alır. Eğitim evleri, çocukların hükümlü olduktan sonra gittikleri bir yer. Mevcut durumda çocuklar hükümlü hale geldiklerinde zaten 18 yaşını doldurmuş oluyor. Aslında çocuklar eğitim evlerine çok fazla gidemiyor. Gelecek taslak, bu durumdan yararlanacak çocukların da yararlanmasını engelleyecek” sözlerine yer verdi.
‘Kararın İGK’ye bırakılması tehlikeli’
Çocuğun geleceğini etkileyecek bir aşamada kararın İdare ve Gözlem Kurullarına bırakılmasının tehlikeli olduğunu ifade eden Nesrin Kaya, “Çocuklar bir kenara, yetişkinlerin cezaevinde bulundukları bir durumda dahi İGK farklı sebeplerden dolayı o olumlu kararı vermeyebiliyor. Söz konusu çocuk olduğunda o kurullardan çok da olumlu karar çıkmayacağını öngörebiliyoruz. Bu da çocukların topluma kazandırılması için riskli duruyor” ifadelerini kullandı.
‘Çocuklara yetişkin refleksiyle yaklaşmak bilimsel verilere aykırı’
Çocukların hukuki açıdan yetişkin olarak ele alınmaması gerektiğini belirten Nesrin Kaya, mevcut durumda 18 yaşına kadar her bireye çocuk hukukunun uygulandığını aktardı. Nesrin Kaya şöyle devam etti: “Hakimin her dosyada takdir yetkisi var. Ancak şu an toplumda gündem olarak çocukların daha fazla ceza alması ve yetişkin olarak yargılanmasını istedikleri bir durumda, hakim tabi ki toplumdan bağımsız bir birey değil. İlla ki etkilenecektir. Hangi dosyada ne kadar takdir yetkisi kullanacağı hakimlere bırakılacak. Bu da çocuğun üstün yararı ilkesi ve taraf olduğumuz sözleşmelerin hepsini yok sayıyor. Çünkü ucu açık bir düzenleme. Çocukların muhakeme yeteneği, risk algısı ve gelişim düzeyi yetişkinlerle aynı değildir. Bu nedenle çocuklara yetişkin refleksiyle yaklaşmak hem hukuka hem de çocuk gelişimi alanındaki bilimsel verilere aykırıdır.”
‘Uzman görüşleri dikkate alınmadı’
Yasa yapım süreçlerinde çocuklarla doğrudan temas eden uzman görüşlerinin dikkate alınması gerektiğine işaret eden Nesrin Kaya, “Nitekim Meclis Araştırma Komisyonu çalışmalarında, alanında uzman birçok kişi dinledi. Ayrıca yaklaşık 160 sivil toplum kuruluşunun imzasını taşıyan ve birçok baronun da desteklediği kapsamlı rapor hazırlandı ve Meclis’e sunuldu. Ancak ne yazık ki, bu bilimsel ve mesleki değerlendirmelerin taslağa hiç yansımadığını, sadece dinlendiğini görüyoruz” şeklinde konuştu.
‘Çocuk adalet sistemi bilimsel verilerle şekillenmeli’
Çocuk adalet sisteminin günlük toplumsal tepkilerden öte bilimsel veriler, insan hakları standartları ve çocuğun üstün yararı esas alınarak şekillendirilmesi gerektiğini belirten Nesrin Kaya, “Çünkü bugün vereceğimiz kararlar yalnızca bugünü değil, çocukların ve toplumun geleceğini de belirleyecektir” dedi.







