'Dijital alanda Kürtçe için daha fazla içerik gerekli'

  • 09:16 21 Şubat 2026
  • Kültür Sanat
İSTANBUL - Kürtçe içerik üreticisi Rojda Aksoy, metropollerdeki asimilasyon politikalarının dil üzerindeki etkisine dikkat çekerek, Kürtçenin dijital alanda görünürlüğü ve eşit muamele görmesi için daha fazla içerik üretiminin gerekli olduğunu söyledi.
 
Birleşmiş Milletler (BM) Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) tarafından 21 Şubat 1999’da resmen kabul edilen Dünya Anadil Günü, Türkiye’de Kürtçe başta olmak üzere Türkçe dışındaki dillerin ana dilde eğitim ve statü hakkına erişememesi nedeniyle her yıl yeniden tartışılıyor.
 
Kürtçe içerik üreticisi Rojda Aksoy, metropollerdeki asimilasyon politikalarının dil üzerindeki etkisini ve dijital dünyada Kürtçenin kullanımını değerlendirdi.
 
‘Irkçı yorumlar Kürtçe öğrenme sürecini hızlandırdı’
 
Amed’de 6 yaşına kadar yaşadığını söyleyen Rojda Aksoy, ailesiyle beraber Ankara’ya göç etmesiyle anadilinden kopuşun başladığını belirtti. Rojda Aksoy, “Ana dilim Zazaca. Fakat şehir hayatı boyunca ana dilimi unuttum. Zazacayı da çok az konuşuyorum. Kurmancî’yi de öğrenme noktasındayım” ifadelerini kullandı. Kürtçe öğrenme aşamalarının, dijital dünyada içerik üretmeye başlamasıyla hız kazandığını söyleyen Rojda Aksoy, “Tesadüfen Kürtçe diliyle ilgili yapılan bir araştırmaya denk gelmiştim. Araştırmada bugün Kürtçeyi akıcı olarak kullanan insan sayısının ne kadar az olduğu, özellikle yeni nesilde bu sayının gittikçe düştüğünden bahsediyordu. Bununla ilgili düşüncelerimi paylaştım ve altında çok fazla ırkçı yorumlar geldi. Kürtçe öğrenme sürecimi hızlandırdı diyebilirim. Kürtçe öğrenme sürecimi de paylaşmaya karar verdim” şeklinde konuştu.
 
Dijital dünyada da eşitsizlik söz konusu
 
Dijital dünyada yeni dil öğrenme imkanlarındaki eşitsizliğe dikkat çeken Rojda Aksoy, “Bugün dijital alanda herhangi bir dili öğrenmeye karar verirseniz, İngilizce, İspanyolca ve Fransızca sonsuz kaynak var. Ama Kürtçe öğrenmek istediğinizde ya da Kürtçe ile ilgili bir şeyler dinlemek, izlemek istediğinizde bu çok sınırlı” diye belirtti.
 
‘Anadilimi öğrenmeyi sorumluluk olarak görüyorum’
 
Anadilini bilmeyen insanların yaşadığı utanç duygusunun kendilerine ait olmadığına değinen Rojda Aksoy, bunun yıllarca süren inkâr ve asimilasyon politikalarının sonucu olduğunu söyledi. Rojda Aksoy, “Asimilasyon politikalarının dünden bugüne gelişimini göz önünde bulundurursak Kürtçenin yaşaması oldukça zor. Zazacanın daha kötü bir durumda olduğu söyleniyor. Dolayısıyla benim böyle bir derdim var. Kürtçenin yaşamasıyla ilgilidir. Bir Kürt olarak da kendi anadilimi öğrenmeyi bir sorumluluk olarak görüyorum” diye konuştu.
 
‘Pedagojik olmasa da dijital alanın hızının dil öğrenimine katkısı var’
 
Dijital dünyada Kürtçe içeriklerin arttığını da vurgulayan Rojda Aksoy, “Dijital alanın çok hızlı tüketilen bir alan olmasından dolayı kısa içerikler, hızlı tüketilen içerikler daha yaygın. Kendi deneyimlerimden bir dili öğrenmeye yönelik pedagojik boyutunun eksik olduğunu gözlemledim. TikTok'ta, Instagram'da, YouTube'da içerikler yaygınlaştı. Ben de Kürtçeyi öğrenmek isteyen biri olarak bu kaynaklardan faydalanıyorum. Hızlı tüketilen içerikler ama dijital alanda daha da yayılacağını düşünüyorum” ifadelerini kullandı.
 
‘Kullanım arttıkça dijital platformlarda Kürtçenin varlığı da artar’
 
Rojda Aksoy, diasporada yaşayan gençlerin Kürtçeyi daha görünür şekilde kullandığını, bunun sebeplerinin de ülkenin politik durumuyla ilgili olduğunu kaydederek, dijital dünyada kendilerini ve kültürlerini daha yaygın bir şekilde ifade ettiklerini söyledi. Kürtçe içeriklerin öğrenme sürecine katkı sağladığını, kulak aşinalığı oluşturduğunu ifade eden Rojda Aksoy, aynı zamanda bunun telaffuzu kolaylaştırdığını paylaştı. Öğrenme sürecinde dijital dünyadan ve çeviriden faydalandığını dile getiren Rojda Aksoy, “Dijital dünya ve yapay zeka diğer dillere kıyasla daha sınırlı. Biz kendi dilimizi kullandıkça, yaygınlaştırdıkça hem dijital alanda hem gündelik hayatta, kültür sanat alanında, edebiyatta ne kadar artırırsak ChatGPT ya da Translate gibi araçlar aslında kendilerini ona göre güncelliyorlar. Bu da Kürtçenin ya da herhangi bir dilin ne kadar gücü olduğuyla alakalı. O yüzden sorumluluk bize de düşüyor” dedi.
 
Kürtler azınlık değil, Kürtçe en zengin dil
 
Kürtçenin kamusal alanda statü kazanmasının ve eşit dil olarak kabul görmesinin politikayla ilişkili olduğunu belirten Rojda Aksoy, şunları söyledi: “Kürtler bölgede azınlık değil, bu ülkenin kurucu unsurlarından biri, Kürtçe bu ülkenin en zengin dillerinden biri. Doğal olarak bu dile azınlık muamelesi yapılması bir kere herkes için büyük bir engel. Kürtçenin eğitim dili olmaması çok kritik bir nokta. Çünkü Kürtçeyi çocuk yaşlarda öğrenmediğinde belirli bir noktadan sonra öğrenmek de çok zor, çok aktif bir çaba gerekiyor ve imkanlar gerekiyor. Şimdi bütün bu sürece baktığımızda içinde olduğumuz sistemin Kürtçeyi engellediği bir düzeyde karşı karşıya kalıyoruz. Doğal olarak buradaki politik mücadele de çok önemli. Kürtçenin ana dil olarak, eğitim dili olarak kullanılması çok önemli. Bugüne kadar oluşturulan önyargıların kırılması için aktif bir çabanın içinde olmak gerekiyor.”
 
‘Ana dili öğrenmek hayatla kurulan bağı genişletiyor’
 
Kendi anadilini öğrenmeyi yalnızca politik bir tercih değil, aynı zamanda bireyin kendisiyle kurduğu ilişkiyi güçlendiren bir süreç olarak değerlendiren Rojda Aksoy, “Ana dilinizi öğrenmek kendimizle kurduğumuz ilişkiyi de çok olumlu etkiler. Yeni bir dili öğrenmek bile aslında kişinin böyle bir eğilme gücünü artırırken bu ana dil olduğunda daha da artıyor. Dilimi öğrendiğimde aslında kendi kurduğum ilişkinin daha dar bir çerçevede olduğunu, anadilimi öğrendikçe hayatla kurduğum bağın çok genişlediğini, kendimle kurduğum ilişkinin de çok genişlediğini fark ettim” diye konuştu.
 
‘Her kesimin ortak mücadelesi olmalı’
 
Kürtçe anadiline ve Kürt kimliğine yönelik önyargıların kırılması gerektiğinin altını çizen Rojda Aksoy, bunun her kesimin sorumluluğu olduğunu belirtti. Rojda Aksoy, “On yıllardır inkar ve asimilasyon politikalarıyla buraya geldik. Bütün imkanların çok kısıtlandığı ve insanların kendi dilinden koparıldığı gerçekliğinin değişmesi için herkesin beraber mücadele etmesi gerekiyor” dedi.
 
‘Dijital alanda da Kürtçeye eşit yaklaşım yok’
 
Dijital alanda Kürtçenin görünür olmasına rağmen eşit bir dil muamelesi görmediğini vurgulayan Rojda Aksoy, “Dijital alanda içerik var, izleyici var, görünürlük var ama eşit bir yaklaşım yok. Algoritma baskısı var. Bir içeriği eğer Kürtçe üretiyorsanız altyazı yapmak zorunda kalıyorsunuz. Bu da bir eşitsizlik göstergesi” ifadesini kullandı. Kürtçenin dijital dünyada var olması için kolektif çabanın önemine değinen Rojda Aksoy, Kürtçe anadili olan insanların bu dili sahiplenmesi ve bu alana emek vermesinin tek başına olabilecek bir şey olmadığını söyledi. Rojda Aksoy, “Ama dijital alanlarda Kürtçe başka diller gibi eşit bir muamele görmüyor. Bunun da zamanla olacağı noktasında temennim var” diye ekledi.
 
‘Direniş hafızamızda yeri olan bir dil’
 
Rojda Aksoy, Kürtçe ile kurulan tarihsel ve duygulu bağın öğrenme sürecini güçlendirdiğini kaydederek, Kürtçenin öğrenilmesinin yalnızca Kürt kimliğinin meselesi olmadığına işaret etti. Rojda Aksoy devamında şunları söyledi: “Bu, toplumsal bir konu. Kürtçe öğrenmek sadece Kürtlerin problemi değil. Bugün Kürtler bu ülkede eşit, adil ve özgür bir hayat için mücadele ediyorlar. Bu herkesin derdi olmalı. Bu kadar milyonlarca Kürt'ün yaşadığı bir ülkede Türk olsam Kürtçe öğrenirdim. Kapı komşumun, iş arkadaşımın, gündelik hayatta karşılaştığım insanların Kürt olduğu bir realitede ben Kürtçe öğrenmeyi bir borç olarak görürdüm.”
 
‘Anadil temel insan hakkıdır’
 
21 Şubat Dünya Anadil Günü’nün önemini vurgulayan Rojda Aksoy, “Bütün insanların kendi anadilini konuşması temel insanlık hakkıdır. Bugün Kürtler bundan koparılmış durumda. Özellikle kendi ana dilini konuşamayan Kürtlerin dilini öğrenmek için adım atması gerekiyor. Kendilerinin de hayatlarının da değişeceğini görecekler” diye konuştu.