DEM Parti Komisyon üyeleri: Ortak rapor taslağına dair farklı görüşlerimiz
- 12:42 18 Şubat 2026
- Siyaset
ANKARA - DEM Parti Komisyon üyeleri, Mili Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyon’unun ortak rapor taslağında yer alan bazı kavram ve yaklaşımlara ilişkin rapor taslağına şerh koydu.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi üyeleri Meral Danış Beştaş, Gülistan Kılıç Koçyiğit, Hakkı Saruhan Oluç, Celal Fırat ve Cengiz Çiçek, komisyon ortak rapor taslağında yer alan bazı kavram ve yaklaşımlara ilişkin rapor taslağına şerh koydu.
Kavramlardaki sorunlar
Şerhte “Terörsüz Türkiye süreci”, “terör örgütü” ve benzeri ifadelerin kullanılmasını doğru bulmadığını belirterek, sürecin adının “Barış ve Demokratik Toplum Süreci” ya da komisyonun ismindeki gibi “Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi” süreci olarak anılması gerektiği vurgulandı. Ortak Rapor Taslağı hazırlık sürecinde uzlaşı zeminini güçlendirmek için yapıcı bir rol üstlenildiği belirtilerek, özellikle “Sürece İlişkin Yasal Düzenleme Önerileri” ile “Demokratikleşme ile İlgili Öneriler” başlıklarının demokratik gelecek açısından yol gösterici olduğu ifade edilen şerhte, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde üstlendiği tarihsel sorumlulukla hareket etmenin sürdürüleceği kaydedildi.
‘Sürecin adı konusunda uzlaşı yok’
Şerhte, komisyon üyesi partiler arasında sürecin adı konusunda uzlaşı bulunmadığına dikkat çekilerek, bu durumu gözetmeyen tek taraflı yaklaşımların ortak rapor yazımına ve uzlaşı arayışına zarar verdiği belirtildi. Şerhte, mevcut süreci, Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025 tarihli çağrısıyla anılan “Barış ve Demokratik Toplum Süreci” olarak tanımlandığı ifade edildi.
‘Kürt meselesi bir hak ve özgürlükler meselesidir’
Şerhte, Kürt meselesinin “terör” kavramıyla anılamayacağı vurgulanarak, meselenin siyasal, sosyal, ekonomik, kültürel ve tarihsel boyutları olan çok yönlü bir hak ve özgürlükler sorunu olduğu kaydedildi. Çatışmalı sürecin inkâra dayalı politikaların sonucu olduğu belirtilen metinde, ortak bir gelecek için acıların tek taraflı değil, ortaklaştırılarak ele alınması gerektiğine yer verildi. Şerhte, raporda kullanılan bazı kavramların Kürt halkının yaşadığı acıları görmezden geldiğine işaret edilerek, demokratik geleceğin inşası için ortak kavram ve tanımların geliştirilmesinin önemi vurgulandı.
Abdullah Öcalan’a yaklaşım vurgusu
Şerhte, Kürt meselesini çatışma zemininden çıkararak siyasal ve hukuki bir çerçeveye taşımaya dönük sürecin aktörlerinden biri olarak Abdullah Öcalan’a yaklaşımın da kritik olduğu ifade edildi. Taslak metinde “terör” ve “terör örgütü” kavramlarının ısrarla kullanılmasının sürecin hukuku ve gereklilikleri açısından doğru bulunmadığı belirtildi.
Anadili ve kimlik hakları
“Hak ve Özgürlüklerin Genişletilmesi ile İlgili Düzenlemeler” başlığına da değinilen şerhte, doğuştan gelen dokunulamaz ve devredilemez hakların anadili ile kimlik ve kültür haklarını da kapsadığı vurgulandı. Anadilin yalnızca bir iletişim aracı olmadığı, düşünme ve öğrenme süreçleriyle toplumsal aidiyeti belirleyen kurucu bir unsur olduğu belirtilerek, başta Kürtçe olmak üzere farklı diller üzerindeki kamusal engellerin kaldırılması gerektiği ifade edildi.
'Barışın dili de demokratik olmalı'
Şerhin sonunda, ortak rapor dilinin tek taraflı olmaması gerektiği belirtilerek, travmatik etkiler yaratan kavramların yeniden değerlendirilmesi çağrısı yapıldı. “Barış sadece sonuç değil; yöntemin ve dilin kendisidir” denilen metinde, kapsayıcı ve toplumsal vicdana hitap eden bir dilin önemine dikkat çekildi.







