Amed'de kadın katliamlarına öfke: Yasaları uygulayın
- 13:41 21 Şubat 2026
- Güncel
AMED - Amed'de kadın katliamlarına karşı yapılan açıklamada, “Cezasızlık politikaları ve iyi hal indirimleri kadın katillerini caydırmak yerine cesaretlendirmekte, yeni cinayetlerin önünü açmaktadır” denilerek, 3 başlık altında kadınları koruyan yasaların uygulanmasını istedi.
Amed Şiddetle Mücadele Ağı ve Dicle Amed Kadın Platformu, son 24 saat içinde 6 kadının erkek şiddeti sonucu katledilmesine karşı Ofis semtinde bulunan AZC Plaza önünde basın açıklaması yaptı. “Kadın cinayetleri politiktir” pankartının açıldığı açıklamada, sık sık, “Jin jiyan azadî” ve “Kuştuna jina politika” sloganları atıldı.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Amed Milletvekili Adalet Kaya, kadın katliamlarının münferit olmadığını belirerek, "Kadın cinayetlerinin politik olduğunu milyonlarca kere söyledik. Hükümetin, devletin politikalarının sonucudur. 24 saat içerisinde 6 kadın yaşamdan koparıldı. Bunlar birer sayıdan, birer isimden ibaret değil. Artık bunu bilmek gerekiyor, bunu anlamak gerekiyor. Çok öfkeliyiz” dedi.
‘Kadınlar güvencesiz ve tehdit altında’
Ortak hazırlanan basın metnini Rosa Kadın Derneği Başkanı Zeynep Sipçik okudu. Türkiye’de kadın katliamları ve şüpheli kadın ölümlerinin artık münferit olaylar olmaktan çıktığını, sistematik bir kıyıma dönüştüğünü söyleyen Zeynep Sipçik şöyle devam etti:
“2025 yılı verileri tablonun vahametini açıkça ortaya koymaktadır: Geçtiğimiz yıl 294 kadın cinayete kurban gitmiş, 297 kadın ise şüpheli şekilde hayatını kaybetmiştir. Henüz 2026 yılının ikinci ayındayken, yalnızca son 24 saat içinde 6 kadın hayattan koparılmıştır. Kadın cinayetlerinin temelinde erkek egemen zihniyet ve iktidarın kadın karşıtı politikalarının yarattığı iklim bulunmaktadır. Eril anlayış, şiddeti önlemek yerine kadınların yaşamını hedef alan söylemleriyle bu şiddeti beslemekte ve meşrulaştırmaktadır. Son 24 saatte katledilen 6 kadından 3’ü boşanma aşamasında olup ve devletten koruma tedbiri almış olmalarına rağmen katledilmiştir. Diğer 3 kadın ise boşandıkları halde şiddetin hedefi olmuştur. Bu tablo; kadınların bu ülkede her gün, her saat güvencesiz ve açık tehdit altında yaşam mücadelesi verdiğinin en somut kanıtıdır” şeklinde konuştu.
‘Her saldırı bir tehdittir’
Kadınların adalete erişiminin, başta Kürtçe olmak üzere ana dillerinde sağlanmasının hayati bir zorunluluk olduğunu da vurgulayan Zeynep Sipçik, “Kadınların şiddeti anlatırken, koruma talep ederken ve yargı süreçlerine katılırken kendi ana dillerinde ifade özgürlüğüne ve etkin tercüme desteğine sahip olmaması; adalete erişim hakkının fiilen ortadan kaldırılması anlamına gelmektedir. Dil bariyeri, özellikle Kürt kadınlar açısından, şiddetin görünmezleşmesine ve cezasızlığın derinleşmesine yol açmaktadır. Öte yandan son dönemde “aile yılı” söylemi eşliğinde boşanma ve nafaka hakkına yönelik yürütülen aleyhe propaganda, kadınları hedef göstermekte ve şiddeti meşrulaştıran bir zemin üretmektedir. Boşanmak isteyen ya da nafaka hakkını talep eden kadınların kamuoyunda kriminalize edilmesi, artan kadın cinayetlerinin toplumsal ve siyasal arka planını daha da ağırlaştırmaktadır. Kadınların boşanma, nafaka ve özgür yaşam hakları tartışmaya açılamaz, bu haklara yönelik her saldırı kadınların yaşam hakkına yönelmiş bir tehdittir” diye belirtti.
‘Hayatın her alanında mücadelemizi sürdüreceğiz’
Ataerkil sistemin kadını aile içinde erkeğe tabi, iradesi yok sayılan bir konuma hapsetmeye çalıştığını ifade eden Zeyep Sipcik, “Uygulanan cezasızlık politikaları ve iyi hal indirimleri ise kadın katillerini caydırmak yerine cesaretlendirmekte, yeni cinayetlerin önünü açmaktadır. Biz kadın örgütleri olarak kadınların yaşam hakkını savunmayı temel ilkemiz kabul ediyoruz. Şiddet son bulana dek sokaklarda, adliyelerde ve hayatın her alanında mücadelemizi sürdüreceğiz. Kadın cinayetlerine karşı durmak yalnızca kadınların değil, tüm toplumun ortak sorumluluğudur” diye konuştu.
Talepler
Zeynep Sipcik son olarak İktidarı sorumluluk almaya ve şu adımları atmaya çağırdı:
*Kadına yönelik şiddetin temelinde yer alan toplumsal cinsiyet eşitsizliğini ortadan kaldıracak politikalar geliştirilmelidir. Eğitimden kamu politikalarına kadar her alanda eşitliği esas alan, kadınların özgür ve bağımsız bireyler olarak varlığını güvence altına alan somut ve kalıcı adımlar atılmalıdır.
*Kadınları koruyan yasal düzenlemeler ivedilikle ve tavizsiz biçimde uygulanmalıdır.
*Kazanılmış haklarımızı hedefe koyan Aile Yılı politikalarında ve yargı paketlerinden vazgeçilerek 6284 sayılı yasa etkin şekilde işletilmeli ve İstanbul Sözleşmesi’ne derhal geri dönülmelidir.”
Açıklama “Kadın cinayetleri politiktir” sloganlarla son buldu.







