Ankara'da kadın katliamlarına tepki
- 13:39 24 Şubat 2026
- Güncel
ANKARA - Ankara Kadın Platformu, kadın katliamlarına tepki göstererek, "Öldürülen kadınları isyanımızda ve mücadelemizde yaşatacağız. Artık yeter diyoruz. Bir kişi daha eksilmeye tahammülümüz kalmadı” dedi.
Ankara Kadın Platformu, kadın katliamlarına karşı Yüksel Caddesi’nde basın açıklaması yaptı. Açıklamada, sık sık “Jin Jiyan Azadi”, “Kutsal Aileniz Batsın” sloganları atılarak, bir günde katledilen 6 kadının isminin yazıldığı pankart açıldı.
Açıklamayı yapan Ankara Kadın Platformu'ndan Alaz Gülveren, katledilen 6 kadına dikkat çekerek, “Bu kadınların üçü boşanmak istedikleri için, ikisi boşandığı için öldürüldü. Hayatları hakkında karar almak istedikleri için öldürüldüler. Üçü hakkında uzaklaştırma kararı vardı. Yani devletin koruma yükümlülüğü altındaydılar. Kararlar uygulanmadı. Denetim yapılmadı. Önlem alınmadı. Bu cinayetlerin tamamı önlenebilirdi. 6284 sayılı Kanun uygulanmadığı her gün, uzaklaştırma kararları etkin biçimde hayata geçirilmediği her an kadınlar ölmeye devam ediyor. Verilen kararları uygulamayan, denetlemeyen, görevini ihmal eden her kurum sorumludur” dedi.
‘Şiddetin olduğu yerde uzlaşma olmaz’
“Aile Yılı” söylemiyle kadınların şiddet gördükleri evlere mahkum edildiğini, boşanmayı zorlaştıran politikaların kadın katliamlarına neden olduğunu söyleyen Alaz Gülveren, “Şiddetin olduğu yerde uzlaşma olmaz. Devlet yaşam hakkını korumakla yükümlüdür. Kadınlara yönelen bu ideolojik kuşatma, LGBTİ+’ları da açık hedef haline getirmektedir. 11. Yargı Paketi’nden çıkarıldığı söylenen ayrımcı düzenlemelerin ayrı bir yasa olarak gündeme getirileceğine dair bilgiler, nefret siyasetinin sürdüğünü göstermektedir. LGBTİ+’lara yönelik ayrımcı yasal ve tıbbi düzenlemeler, zaten etkin korunmadan yoksun bırakılan bir kesimi tamamen güvencesiz hale getirecek; nefret saldırılarını ve şiddeti büyütecektir. Bu yaklaşım anayasal eşitlik ilkesine açıkça aykırıdır. Eşit yurttaşlık ilkesi yok sayılmaktadır” diye belirtti.
Cezasızlık politikası
Eğitim alanında da aynı anlayışın dayatıldığını ifade eden Alaz Gülveren, “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ ile toplumsal cinsiyet eşitliği kavramı müfredattan çıkarılmış; kadın hakları, eşit yurttaşlık ve kadına yönelik şiddetle mücadele başlıkları yok sayılmıştır. Kadın kimliği yalnızca ‘annelik’ ve aile içindeki geleneksel rol üzerinden tanımlanmakta, birey olarak kadın silinmektedir. Millî Eğitim Bakanlığı’nın 12 Şubat 2026 tarihli ve 81 ile gönderilen 'Ramazan Ayı Etkinlikleri' konulu genelgesiyle okul öncesinden ortaöğretime kadar tüm kademelerde tek tip dini ritüellerin uygulanması talimatlandırılmıştır. Eğitim alanı pedagojik değil ideolojik bir zemine çekilmektedir. Farklı inanç ve kimliklere sahip çocuklar görmezden gelinmekte; kamusal eğitim özgürlük ve eşit yurttaşlık ilkesi yerine tekçi bir anlayışla şekillendirilmektedir.
Bir kişi daha eksilmeyeceğiz
Bu yaklaşım anayasal eşitlik ilkesini zedelemekte, kız çocuklarının eşit ve özgür bireyler olarak var olma hakkını daraltmaktadır. Kadınların ve LGBTİ+’ların yaşam hakkı pazarlık konusu değildir. Özgürlük ve eşit yurttaşlık ilkesi geri çekilemez. Filiz’in, Aylin’in, Gönül’ün, İlknur’un, Kübra’nın ve Zeynep’in adını unutturmayacağız. Onlar bir istatistik değil. Onlar bu ülkede 6284 sayılı Kanun uygulanmadığı için, devlet görevini yerine getirmediği için yarım bırakılmış hayatlardır. Bu yarım bırakılmış hayatlar, cezasızlıkla beslenen erkek şiddetinin ve siyasi sorumluluğun sonucudur. Öldürülen kadınları isyanımızda ve mücadelemizde yaşatacağız. Artık yeter diyoruz. Bir kişi daha eksilmeye tahammülümüz kalmadı” diye konuştu.
Açıklama, sloganlarla son buldu.







