Ayşegül Doğan’dan '2 Mart' ve 'Kobanê Davası' önergesi

  • 18:43 2 Mart 2026
  • Siyaset
ANKARA – DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, 1994’te DEP milletvekillerinin tutuklanmasıyla başlayan ve 2016 sonrası HDP’li vekillerin tutuklanması ile kayyım atamalarına uzanan sürece ilişkin Meclis Araştırması açılması için önerge verdi.
 
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Sözcüsü Ayşegül Doğan, yasama dokunulmazlığının halk iradesinin kesintisiz temsili için anayasal güvence olduğunu belirterek, Kürt halkının seçilmiş temsilcilerine yönelik tarihsel ve güncel müdahalelerin araştırılması amacıyla Meclis Başkanlığı’na araştırma önergesi sundu.
 
Önergede, demokrasinin yalnızca bir yönetim biçimi değil, egemenliğin halka ait olduğuna dair tarihsel ve ahlaki bir iddia olduğu vurgulandı. Seçilmiş temsilcilere yönelik müdahalelerin yurttaşların kolektif iradesini sınırladığı belirtilerek, yasama dokunulmazlığının kişisel bir imtiyaz değil, çoğulcu demokrasiyi koruyan bir araç olduğu ifade edildi. Temsilin askıya alınmasının hukuki ve etik sorunlar doğurduğu, güvenlik gerekçelerinin ise temel haklar karşısında ölçülülük ve hesap verebilirlik ilkelerine bağlı olması gerektiği kaydedildi.
 
2 Mart 1994 süreci hatırlatıldı
 
Gerekçede, kamuoyunda “2 Mart Darbesi” olarak anılan 2 Mart 1994 sürecine dikkat çekildi. Demokrasi Partisi (DEP) Genel Başkanı Hatip Dicle, Şirnex Milletvekili Orhan Doğan, Amed Milletvekili Leyla Zana, Mêrdîn Milletvekili Ahmet Türk, Mûş Milletvekili Sırrı Sakık ve Şirnex Bağımsız Milletvekili Mahmut Alınak’ın dokunulmazlıklarının Meclis Genel Kurulu kararıyla kaldırıldığı hatırlatıldı.
 
Kararın Resmi Gazete’de yayımlanmadan, itiraz hakları kullanılmadan ve savunmaları tamamlanmadan gözaltı ve tutuklama işlemlerinin gerçekleştirildiği belirtildi. Ardından Şirnex Milletvekili Selim Sadak ile Amed Milletvekili Sedat Yurtdaş’ın da tutuklandığı anımsatıldı.
 
Dönemin Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş ve Başbakan Tansu Çiller’in açıklamalarının kuvvetler ayrılığı ilkesine gölge düşürdüğü ifade edildi. 1990’lı yıllarda OHAL uygulamaları kapsamında köy boşaltmaları, zorunlu göçler ve faili meçhul cinayetlerle siyasal temsil alanının daraltıldığı, bunun bölgedeki hak ihlalleriyle tarihsel bağının güçlü olduğu vurgulandı.
 
2016 sonrası tutuklamalar ve Kobanê Davası
 
2016 yılında Halkların Demokratik Partisi (HDP) milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması ve 4 Kasım 2016’dan itibaren HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ başta olmak üzere çok sayıda milletvekilinin tutuklanması da hatırlatıldı.
 
Kamuoyunda “Kobanê Kumpas Davası” olarak anılan dava kapsamında ağır cezalar verildiği, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarına rağmen tahliyelerin gerçekleşmediği belirtildi. Yerel yönetimlerde 647 sayılı OHAL KHK’si ile seçilmiş belediye başkanlarının görevden alınarak yerlerine kayyım atanmasının, yerel demokrasi ile seçme ve seçilme hakkını zedelediği ifade edildi.
 
Meclis’e araştırma çağrısı
 
Ayşegül Doğan, önergesinde Anayasa’nın 98’inci maddesi ile Meclis İçtüzüğü’nün 104 ve 105’inci maddeleri uyarınca Meclis Araştırması açılmasını talep etti. 1994-2026 yılları arasında Kürt siyasetçilere yönelik gözaltı, tutuklama, parti kapatma ve yerel yönetimlerde halk iradesinin gaspı uygulamalarının; mevzuat ve uygulamalar çerçevesinde Anayasa ve uluslararası hukuk açısından değerlendirilmesini istedi.
 
Önergede, nedenlerin ve sorumluların ortaya konulması, benzer müdahaleleri önleyecek mekanizmaların oluşturulması ve çözüm önerilerinin geliştirilmesinin parlamentonun asli görevi olduğu vurgulandı. Ayrıca tarihsel sorumluluğun yerine getirilmesi, demokratik güvencelerin tesis edilmesi ve Kürt halkının temsil haklarının korunmasının barış ve kardeşlik hedefleri açısından zorunlu olduğu belirtildi.
 
Önergenin Meclis gündemine alınıp alınmayacağı ise önümüzdeki günlerde netleşecek.