Fatma Nur ve çocuğu için tepki: Devlet ve yargı suç ortaklığı yaptı
- 09:08 5 Mart 2026
- Güncel
Elfazi Toral-Devrim Fındık
İSTANBUL - Şüpheli şekilde yaşamını yitirmiş halde bulunan Fatma Nur Çelik ile kızı Hifa İkra’nın cenazesinde konuşan kadınlar, ölümlerin göz göre göre geldiğini vurguladı. Kadınlar, sorumluluğun yalnızca faillere ait olmadığını, cezasızlık politikalarıyla bu tabloyu büyüten sistemin de fail olduğunu ifade etti.
İstanbul'un Zeytinburnu ilçesi sahilinde 3 Mart tarihinde Fatma Nur Çelik ve kızı Hifa İkra'nın şüpheli bir şekilde yaşamını yitirmiş halde cenazeleri bulundu. Fatma Nur Çelik’in yıllardır süren adalet mücadelesi ve uğradığı tecavüze kadınlardan tepkiler yağdı. Cenaze törenine katılan siyasi parti temsilcileri ve kadın aktivistler, yaşanan süreci "devletin ve yargının suç ortaklığı" olarak tanımladı.
‘Normal bir ölüm değil öldürüldü’
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Üsküdar Kadın Kolları Başkanı Zerrin Civandağ, “Kızı aslında uzun zamandır büyük bir mücadele veriyordu; bu süreci basından da takip etmiştik. Ancak durumun bu denli vahim olduğu bilinmiyordu. Şu an cenazedeyim ve ailenin yaşadığı o dehşeti görmek beni çok daha derinden sarsıyor. Bir annenin ve kızının ölümü ‘geliyorum’ demiş. Ben buna ‘normal bir ölüm’ diyemiyorum; onlar düpedüz öldürüldüler.
Devlet maalesef sahip çıkamadı. Avukatların çok ilgilendiğini, sosyal aktivist kadın platformlarının bu işin peşinde olduğunu biliyorum ama sonuç değişmedi. Yazık bize; kadınlarımıza, çocuklarımıza, hiçbir değerimize sahip çıkamıyoruz. Bu çaresizlik gerçekten çok acı” dedi.
‘Gerçek bir adalet olmalıdır’
Adaletin ve hukukun artık köklü bir devrim yapması gerektiğini söyleyen Zerrin Civandağ, “Böyle palas pandıras, geçici çözümlerle bu iş yürümez. Kadınlar öldürülmesin. Kadınlara, çocuklara ve bu hayattaki her değere sahip çıkmalıyız. Bu dünya sadece bizim yaşadığımız geçici bir yer değil; bizden sonra geleceklerin huzurla yaşaması gereken bir dünya. Adaletin yerini bulmasını istiyoruz ama bu üstünkörü bir arayış değil; gerçek bir adalet olmalı. Kendi çocuğuna, kendi kadınına sahip çıkamayan bir sistemden korkuyorum. Yarın bir gün kapımızda bir savaş olduğunda bize nasıl sahip çıkılacak? Bunu gerçekten merak ediyorum” diye konuştu.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Ümraniye İlçe Eşbaşkanı Ayten Bingöl, “Artık öyle bir noktaya geldik ki her sabah yeni bir kadın katliamı haberiyle uyanmadığımız tek bir gün bile geçmiyor. Bugün de güne, kendi mahallemizde bir kadın arkadaşımızın ve kızının ölüm haberiyle uyandık. Artık ‘yeter’ diyoruz. Bu kadın katliamlarının bir an önce son bulmasını diliyoruz. Bu cinayetler, tamamen cezasızlık politikalarından ve sistemin kadınlara yönelik baskılarından güç alan bir şiddet silsilesi olarak devam ediyor. Şiddeti ve bu baskı politikalarını uygulayanlar, cezasızlığın yarattığı o güven ortamından besleniyorlar. Bizler artık sabahları uyandığımızda tek bir kadın arkadaşımızın bile katledildiğini duymak istemiyoruz. Bu konuda devleti ve kamuoyunu gerçek anlamda sorumluluk almaya davet ediyoruz. Herkesin, çevresinde kadınlara yönelik uygulanan şiddete karşı dimdik ayakta durmasını bekliyoruz. Çok üzgünüz; artık bir tek kadın bile eksilmek istemiyoruz. Birlikte, güven içinde yaşayabilmek için bu katliamların son bulması şart. Kadınlar dayanışma içinde olmalı ve birbirine sahip çıkmalı. Ne yazık ki ezelden beri bu zulme ve cinayetlere karşı yeterince bir arada duramadık. Ancak artık o gün, bugündür. Kadınlar olarak topyekûn mücadele etmeliyiz” şeklinde belirtti.
‘Fail hala tutuksuz yargılanıyor’
Yaşamını yitiren Fatma Nur ve Hifa İkra’nın ölümünü “şüpheli ölüm” olarak değerlendiren Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği gönüllüsü Eylül Yıldız, şunları dile getirdi: “Hukuken bu durumun şu aşamada şüpheli ölüm olarak değerlendirilmesi usul gereği uygun olabilir. Fatma Nur, ne kadar zor durumda olduğunu; artık dayanacak gücünün kalmadığını; hem kendisinin hem de çocuğunun ölüme terk edildiğini defalarca dile getirmişti. Bu bir intihar olsa dahi sorumlusu bellidir; Fatma Nur’un ve kızının bu noktaya nasıl sürüklendiği maalesef hepimizin malumudur. 2021 yılından beri bu davayı açmak için uğraşmalarına rağmen dosya yıllarca açılmadı. Ancak derneğimiz müdahil olduktan sonra yargı süreci başlayabildi.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı başlangıçta asla konuya dahil olmadı, sonradan müdahil oldular. Dosya açıldığından beri sanıkların hâlâ tutuksuz yargılanması, Fatma Nur’u ve kızını bu yalnızlığa ve çaresizliğe itti. Toplumsal baskı ve etraflarındaki insanların onları yalnız bırakması, onları bu uçuruma sürükledi.”
‘Öfkeliyiz’
Kadınların “öfkeli” olduğunu ifade eden Eylül Yıldız, “Çok öfkeliyiz. Öfkemiz acımızdan daha büyük. Çünkü bir devlet, bir kadını ve çocuğunu yıllarca feryat etmelerine rağmen koruyamadı. Yoksulluk ve kimsesizlik bu kadını bu hale getirdi. Çok fazla yardım istedi; biz elimizden geleni yapmaya çalıştık ama devlet üzerine düşeni yapmadı. Bu durum, resmen devlet eliyle bu noktaya gelmiştir. Son olarak şunu söylemek istiyorum: Normalde insanlara ‘Susmayın, adaletsizliğe karşı mücadele edin’ diye çağrı yapmak isterdim; ancak biz bu kadını tam da mücadele ederken kaybettik. Yine de haykırıyorum: Susmayın. Mücadele etmeye ve sesinizi çıkarmaya devam edin. Yanınızda duranlar mutlaka olacaktır. Bizler, geride kalanlar olarak bu mücadeleyi sürdüreceğiz. Sakın umutsuzluğa kapılıp çaresiz hissetmeyin. Biz onlardan daha güçlüyüz ve bu dünya sonunda onlara kalmayacak” dedi.







