160 STÖ'den 'Çocuk Yasası'na tepki
- 14:58 15 Temmuz 2026
- Çocuk
ANKARA - Meclis'e sunulan "Çocuk Yasası"na tepki gösteren 160 sivil toplum örgütü, teklifin çocukları korumak yerine cezalandırmayı esas aldığını belirtti.
Çocuklar İçin Adalet Ortak Çağrı Grubu bileşeni 160 sivil toplum örgütü, 14 Temmuz'da Meclis'e sunulan "Çocuk Koruma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi"ne ilişkin ortak yazılı açıklama yaptı.
Açıklamada, kanun teklifinin çocuklara yönelik ağır cezalandırmaları içerdiği ve 15-18 yaş grubu çocuklar için müebbet hapis cezasının önünü açacağı belirtilerek, bunun çözüm olmayacağı hatırlatıldı.
Kanun teklifi neyi içeriyor?
Meclis'e sunulan teklifin çocuk haklarına ilişkin bilimsel verileri, uluslararası yükümlülükleri ve saha deneyimlerini görmezden geldiği ifade edilen açıklamaya şöyle devam edildi: "Çocukların yetişkinler gibi yargılanmasını öngören bu yasa teklifi, çocuk adalet sistemini cezalandırıcı bir çizgiye sürüklerken, çocukluk kavramını da tartışmaya açıyor. Çocukluğun hukuki güvencelerini ortadan kaldırarak, çocukların evlilik yoluyla istismarının, çocuk işçiliğinin, eğitimden kopmaların ve çocukların yetişkin sorumluluklarıyla karşı karşıya bırakılmasının meşrulaştırılmasının da taşlarını döşüyor."
Çocuklar cezaevinde
Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu'nun Tekirdağ Karatepe Çocuk ve Gençlik Kapalı Ceza İnfaz Kurumu raporuna işaret edilen açıklamada, 288 kişilik kapasiteye sahip kurumda 432 çocuğun tutulduğu belirtilerek, "Eğer daha fazla çocuğu hapsetmek çözümse neden çocuk cezaevleri dolup taşıyor? Eğer daha ağır cezalar işe yarıyorsa, neden suça sürüklenen çocuk sayısı azalmıyor? Eğer bu bir koruma politikasıysa, çocuklar neden hâlâ korunamıyor? Çünkü sorun çocuklar değil" ifadelerine yer verildi.
Yapısal sorunlar
Meclis Araştırma Komisyonu’nun cezaevlerinde tutulan çocuklarla yaptığı görüşmelerde, çocukların adli sürece dahil olma nedenlerini yoksulluk, aile içi şiddet, eğitimden kopuş ve sosyal destek eksikliğiyle açıkladıkları aktarılan açıklamada, "Çocukları bu yapısal sorunların faili gibi göstermek ve çözümü kapatılmalarında aramak, devletin çocukları koruma yükümlülüğünden vazgeçmesi anlamına gelir. Bu yaklaşım kamusal sorumluluğu görünmez kılarken, bedelini çocuklara ödetmek demektir" denildi.







