Zürih’te ‘Demokratik Entegrasyon’ konferansı
- 13:37 24 Ekim 2026
- Güncel
HABER MERKEZİ - Akademî Kurd’un Zürih’te düzenlediği “Demokratik Entegrasyon” konferansında, eşit yurttaşlık, hukuksal güvenceler ve demokratik dönüşümü ele alındı.
Kürt Toplumsal Araştırmalar Derneği (Akademî Kurd) tarafından İsviçre’nin Zürih kentinde “Demokratik Entegrasyon” başlıklı bir konferans düzenleniyor. Zürih Kirchgemeindehaus’ta gerçekleştirilen konferansta, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın Demokratik Komünal Toplum Manifestosu çerçevesinde demokratik entegrasyon kavramı farklı boyutlarıyla tartışılıyor.
Akademisyenler, siyasetçiler, hukukçular ve araştırmacıların katıldığı konferansta, demokratik entegrasyonun kuramsal temellerinin yanı sıra toplumsal, siyasal ve kültürel boyutları üzerinde duruluyor. Kürt sorununun demokratik çözümü açısından gerekli hukuksal düzenlemeler, eşit yurttaşlık, demokratik cumhuriyet ve demokratik komünal ekonomi de konferansın temel tartışma başlıkları arasında yer alıyor.
Konferans, bir dakikalık saygı duruşunun ardından başladı.
‘Süreç hepimize önemli görevler yüklüyor’
Konferansın açılış konuşmasını CDK-S Eşbaşkanı Dilan Çetinkaya yaptı. Kürt özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirenleri anarak başlayan Dilan Çetinkaya, Kürt halkının yarım asrı aşan özgürlük mücadelesine dikkat çekti. Bu mücadelenin Kürt halkına önemli kazanımlar sağladığını belirten Dilan Çetinkaya, Abdullah Öcalan’ın öncülüğünde gelişen Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin tarihsel önemine vurgu yaptı. İçinden geçilen sürecin siyasal aktörlerin yanı sıra toplumun bütün kesimlerine önemli sorumluluklar yüklediğini ifade eden Dilan Çetinkaya, demokratik dönüşümün yaşamın her alanında karşılık bulması gerektiğini söyledi. Dilan Çetinkaya, “Değişim sadece sözde değil, her alanda olmalıdır. Önder Apo’nun demokratik entegrasyon kavramını iyi anlamak ve ona göre yeniden inşamızı gerçekleştirmeliyiz” dedi.
‘Demokratik entegrasyon tüm halkları kapsıyor’
Açılış konuşmasının ardından konferansın “Demokratik Entegrasyonun Kuramsal ve Teorik Çerçevesi” başlıklı ilk oturumuna geçildi. Gülistan Arslan’ın moderatörlüğünde yapılan oturuma Kürt siyasetçi Veysi Aktaş ile sosyolog, akademisyen ve yazar Nazan Üstündağ konuşmacı olarak katıldı.
İlk olarak söz alan Veysi Aktaş, konferansı düzenleyen Akademî Kurd’a teşekkür ederek konuşmasına başladı. Demokratik entegrasyonun Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin en temel kavramlarından biri olduğunu belirten Aktaş, bu kavramın mevcut sorunların çözümünün yanı sıra halkların eşit ve özgür koşullarda bir arada yaşayabileceği demokratik bir geleceğin inşasına işaret ettiğini söyledi. Demokratik entegrasyonun farklı kimliklerin ve toplumsal kesimlerin kendi varlıklarını koruyarak ortak bir demokratik yaşam oluşturmasını esas aldığını ifade eden Aktaş, “Demokratik entegrasyon sadece Kürtlerin değil, bütün halkların demokratik dönüşümünü esas alan bir kavramdır. Farklılıklarla birlikte yaşamayı, eşitliği, yöntem olarak eşit müzakereyi ve demokratik katılımcılığı esas alır” dedi.
Demokratik entegrasyonun asimilasyon ya da farklılıkların ortadan kaldırılması anlamına gelmediğine dikkat çeken Aktaş, kavramın temelinde farklı kimliklerin tanınması, toplumsal çoğulculuk ve demokratik katılımın bulunduğunu belirtti. Bu yönüyle demokratik entegrasyonun, Kürtlerin siyasal ve toplumsal haklarının tanınmasıyla birlikte bütün toplumun demokratik temelde yeniden yapılanmasını gündeme getirdiğini ifade etti.
‘Temel ilke eşit yurttaşlıktır’
Demokratik entegrasyonun birçok temel ilkeye dayandığını belirten Veysi Aktaş, bunların başında eşit yurttaşlık ilkesinin geldiğini söyledi. Eşit yurttaşlığın yasalar önünde biçimsel bir eşitlikle sınırlı ele alınamayacağını ifade eden Veysi Aktaş, farklı kimliklerin ve toplumsal kesimlerin kendi özgünlükleriyle siyasal ve toplumsal yaşama katılabilmesinin önemine dikkat çekti. Demokratik entegrasyonun demokratik cumhuriyet perspektifiyle doğrudan bağlantılı olduğunu belirten Veysi Aktaş, demokratik dönüşümün kalıcı hale gelmesi için hukuksal güvencelerin oluşturulmasının önemini vurguladı. Veysi Aktaş, “Demokratik entegrasyon aynı zamanda Demokratik Cumhuriyet'i esas alıyor. Bunun gerçekleşmesi de hukuksal sürecin hayata geçirilmesiyle mümkündür. Gerçek yaşamda karşılık bulabilmesi için bazı hukuki düzenlemelerin gerçekleştirilmesi gerekir” diye konuştu.
Demokratik entegrasyonun teorik düzeyde tartışılmasıyla yetinilemeyeceğini ifade eden Veysi Aktaş, eşit yurttaşlık, demokratik katılım ve farklı kimliklerin tanınması gibi ilkelerin somut hukuksal ve siyasal düzenlemelerle güvence altına alınmasının önemine işaret etti.
‘Süreç sadece silahların bırakılmasıyla sınırlı değil’
Konuşmasında neden demokratik entegrasyon kavramının tercih edildiği sorusuna da yanıt veren Veysi Aktaş, bu yaklaşımın Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin kapsamını anlamak açısından önemli olduğunu belirtti. Sürecin silahların bırakılması ya da çatışmaların sona erdirilmesiyle sınırlı değerlendirilemeyeceğine dikkat çeken Veysi Aktaş, demokratik entegrasyonun Kürtlerin kendi kimlikleri, dilleri ve toplumsal varlıklarıyla siyasal yaşama katılabilmelerini de kapsadığını ifade etti. Bu çerçevede demokratik entegrasyonun, Kürtlerin mevcut siyasal ve toplumsal sistem içerisinde kendi kimliklerinden vazgeçmeden demokratik mücadele yürütmelerinin koşullarını oluşturmayı hedeflediğini belirten Veysi Aktaş, bunun aynı zamanda devletin ve toplumun demokratik dönüşümünü gerektirdiğini dile getirdi.
‘Kürtler birçok alanda ‘kaçakçı’ olarak yaşamak zorunda kaldı’
Veysi Aktaş’ın ardından söz alan sosyolog, akademisyen ve yazar Nazan Üstündağ ise demokratik entegrasyon kavramını Kürt halkının tarihsel deneyimleri, devletle ilişkileri ve toplumsal yaşamda karşılaştığı ayrımcılık üzerinden değerlendirdi. Kürt halkının tarihsel olarak siyasal, kültürel ve toplumsal alanlarda çeşitli yasaklamalar, inkâr politikaları ve ayrımcılıkla karşı karşıya kaldığını belirten Nazan Üstündağ, bu durumun Kürtlerin gündelik yaşamlarını ve devletle kurdukları ilişkileri de doğrudan etkilediğini ifade etti.
Kürtlerin kendi kimlikleriyle var olabilmek için çoğu zaman resmî sistemin sınırları dışında yaşamaya zorlandığını anlatan Nazan Üstündağ, bu tarihsel durumu “kaçakçı” kavramıyla tanımladı. Kürt halkının sınırlar arasında olduğu gibi dilini konuşurken, kültürünü yaşatırken ve siyasal kimliğini ifade ederken de çeşitli engellerle karşılaştığına dikkat çeken Nazan Üstündağ, Kürtlerin birçok alanda adeta “kaçakçı” olarak yaşamak zorunda bırakıldığını söyledi. Nazan Üstündağ, demokratik entegrasyonun en önemli boyutlarından birinin, Kürtlerin kendi kimlikleriyle var olabilmek için bu tür zorunluluklarla karşı karşıya kalmadığı bir toplumsal ve siyasal düzenin oluşturulması olduğunu belirtti. Bu açıdan demokratik entegrasyonun, Kürtlerin mevcut düzene koşulsuz biçimde uyum sağlaması olarak değerlendirilemeyeceğini ifade eden Nazan Üstündağ, asıl meselenin Kürtlerin kendi kimlikleriyle eşit ve özgür biçimde yaşayabilecekleri demokratik koşulların yaratılması olduğunu vurguladı.
‘Devlet-toplum ilişkilerinin demokratik temelde dönüşmesi’
Demokratik entegrasyonun günümüzde her zamankinden daha fazla önem kazandığını söyleyen Nazan Üstündağ, kavramın hukuksal düzenlemeler ya da siyasal uzlaşmalarla sınırlı ele alınamayacağına dikkat çekti. Demokratik entegrasyonun aynı zamanda devlet ile toplum arasındaki ilişkilerin yeniden tanımlanmasını gündeme getirdiğini ifade eden Nazan Üstündağ, bu sürecin demokratik mücadeleden bağımsız düşünülemeyeceğini söyledi. “Demokratik entegrasyonu devletle mücadele etmek olarak anlıyorum” diyen Nazan Üstündağ, demokratik entegrasyonun mevcut güç ilişkilerinin sorgulanmasını ve toplumun demokratik haklarının genişletilmesini içeren bir süreç olarak değerlendirilmesinin önemini belirtti.
Demokratik entegrasyonun Kürtlerin tarihsel olarak karşı karşıya kaldığı dışlanma ve ayrımcılığın aşılması açısından taşıdığı öneme dikkat çeken Nazan Üstündağ, “Bu çerçevede demokratik entegrasyon, Kürtlerin kendi kimlikleriyle kamusal ve siyasal yaşamda yer alabilmelerinin yanı sıra devlet-toplum ilişkilerinin demokratik temelde dönüşmesiyle bağlantılıdır” dedi.
Konferans, Suriye Cumhurbaşkanlığı Danışmanı Mazlum Abdi, Paris 8 Üniversitesi’nden sosyolog Engin Sustam, TJK-E üyesi Zîlan Diyar, DEM Parti MYK üyesi Derya Arslan, İmralı Heyeti üyesi avukat Özgür Erol, avukat Hüsnü Yılmaz, araştırmacı ve ekonomist Ahmet Pelda ile sosyolog ve antropolog Neşe Özgen’in konuşmacı olarak katılacağı oturumlarla devam edecek.
Oturumlarda demokratik entegrasyonun siyasal, sosyolojik, kültürel, hukuksal ve ekonomik boyutları ile Kürt sorununun demokratik çözümü ele alınacak.







