Tüm renklerin bir arada olduğu bir ortam hayal edin…
- 09:12 2 Kasım 2026
- Kadının Kaleminden
“Kadınları bir araya getiren, omuz omuza olmasını sağlayan o kadar çok ortak yön var ki. Sömürünün, şiddetin, ötekileştirmenin adına ne dersek diyelim özünde kadına dönük her savaşın birlikte yan yana durarak mücadele ile aşılacağını görüyoruz.”
Gülbahar Alpsoy
İnancın, düşüncenin, kültürlerin, renklerin birbirini ötekileştirmediği kadın kimliği ve özgürlüğünün nasıl bir ruh ve enerji oluşturup tek kaynağa aktığını da. “Kadınlar Yan Yana Geleceği Konuşuyor”konferansında bunun artık hayal olmadığını kadınlar, isteyince neler olacağını gördük. Söz konusu barış olduğunda, barışı ve geleceği inşa edecek olanın kadın olduğu ve bunun en çokta kadına yakıştığını söylemek yerinde olur.
Peki, bu ahenge sebep olan neydi?
İktidar erkek aklının bin yıllardır insanlık, doğa ve yaşamın özünü vakumladığı, renksizleştirdiği, umuda dair bir şey bırakmadığı ve sömürdüğü kadını paramparça ettiği biliniyor. Öyle ki kadının tek sığınağı olan yine kadınken birbirine yabancılaştırarak birbirinden uzaklaştırıp tanınmaz hale getirdi. Çünkü erkek kendi iktidarını ancak kadını ve yaşamı parçalayarak sürdüreceğini biliyordu.
Ancak kadın kendi üzerinden yürütülen bu oyunun bilincinde ve artık dur diyor. Erkeğin başlattığı savaşların ve bunun sonucunda açığa çıkan sonuçların izleyeni olmayacağını ifade eden yerde. Çocukların, toplumun, doğanın, dünyanın barışa ihtiyacı var ve barışın inşasını kendi öz gücüyle öncülüğüyle yapma iddiasında.
Kadınları bir araya getiren, omuz omuza olmasını sağlayan o kadar çok ortak yön var ki. Sömürünün, şiddetin, ötekileştirmenin adına ne dersek diyelim özünde kadına dönük her savaşın birlikte yan yana durarak mücadele ile aşılacağını görüyoruz. Her sözün temelinde kölece yaşama asla, özgürlük için hep birlikte diyen irade en yalın haliyle kendini hissettirdi. Bugün gelinen düzeyin mücadele ve direniş ile geliştiği, özgürlüğün istenecek bir şey olmadığı, yaşanması ve yaşatılması gerektiği yansıyan önemli noktalardan biriydi.
Bu konferansta toplumun yıllardır özlemini çektiği barış ve demokratik bir yaşamın hangi çerçevelerde ele alınması gerektiği, neler yapamadıktan çok gelecek ve barışın kalıcılaşması için ne yapmalıyıza odaklanan bir irade ve çabanın açığa çıktığını görmemek mümkün değil.
İntihara sürüklenen genç kadınların faillerinin yargılanması için, yıllardır mücadele eden yiğit cumartesi annelerinin cevap bulması için, siyasi tutsakların hak ihaleleri ile yıllarca zindanda kalmaları ve bunun son bulması, tüm tutsakların fiziki özgürlüklerine kavuşmaları için, yıllarca yaşanan savaş sonucu katledilen doğa için, yoksulluğun son bulması, ötekileştirmelere karşı sessiz kalmalara dur demek için, kadınlar hep birlikte tek yürek oldu.
Diyebilirimki; bu yürek kadın öncülüğünde inşa edilecek barışın ilk ilmeği burada atılmış olsun. Yaşanmış ve yaşanacak olanlar ile bu süreci örmek, kadınlardan çalınan tüm kahkahaları geri almak için bir adım olsun. Tıpkı kadın gibi sömürüye uğramış, barışı yedi kat yerin dibinden çıkarıp hayat vermek için her birimizin bir nefes, bir el, bir güç olmak adına YAN YANA GELECEĞE.







