Çiğdem Kılıçgün Uçar: Sahiplendiğimiz miras Sayın Öcalan'ın eliyle oluştu

  • 19:54 3 Nisan 2026
  • Güncel
RIHA - Amara Festivalinde konuşan DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, “Bugün sahiplendiğimiz miras Sayın Öcalan'ın eliyle, Önder Öcalan'ın eliyle yenilmez bir mücadeleye düştü” derken Veysi Aktaş ise “Önder Apo ile özgürlük zamanı, özgürleşme zamanı” dedi.
 
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın 77'nci yaş günü kapsamında "Özgür Önderlikle Demokratik Ulusal Birliği" şiarıyla düzenlenen Amara Festival Günleri coşkuyla devam ediyor. Xelfetî merkezde bulunan 4 Nisan Parkı'nda binlerin katılımıyla süren festivalde Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar ve Veysi Aktaş konuştu.
 
‘İmralı'ya hapsedilmek istenen Kürt halkının mücadelesidir’
 
DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, Dimilkî konuşarak Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın doğum günün kutladı. Çiğdem Kılıçgün Uçar, “Bize bu sahneyi kurdurtan bize Kürtçe konuşturan Önder Abdullah Öcalan ve mücadele arkadaşlarına selam olsun. Çölün ortasında su vahası gibiydi mücadeleydi. Çölün ortasında ağacın yetişmesi gibiydi. Hiç kimsenin umudunun olmadığı yerde umudu yeşerttiler. Selam olsun mücadele edenlere. Kürtler Newroz'da, Rojava saldırısına karşı yapılan eylemlerde, Kürtler özgürlük ve demokrasiyi ifade eden bütün eylemlerde tek bir şeye haykırdılar. Kürt halkı bilinçli, Kürt halkı mücadelesiyle özgürlüğe yürüyor.  Bu özgürlük yürüyüşünde, yürüyüşe öncülük eden Kürt Halk Önderi Önder Abdullah Öcalan şahsıda İmralı'ya hapsedilmek  istenen Kürt halkının özgürlüğüdür. İmralı'ya hapsedilmek istenen Kürt halkının mücadelesidir” dedi.
 
‘Kutladığımız her günümüzün yeniden doğuşudur’
 
Kürtlerin baskı ve saldırılara karşı büyük bir direniş içerisinde olduğunu ifade eden Çiğdem Kılıçgün Uçar, “Kürtler bin bir emekle mücadeleyi büyüttü, özgürlüğe yürüdü. Bu topraklarda Ortadoğu'da Kürt halkının özgürlük mücadelesini yürüten binlerce öncüler oldu. Gazi Muhammed'ten Seyit Rıza'ya, Şef Sait'ten nicelerine her biri eksiğiyle, her biri yetmezliyle bir miras bıraktı. Bugün sahiplendiğimiz miras Sayın Öcalan'ın eliyle, Önder Öcalan'ın eliyle yenilmez bir mücadeleye düştü. Onun gururunu, onun mutluluğunu yaşayan bir halk olarak alanlardayız. Kutladığımız her günümüzün yeniden doğuşudur. Bugün her birimiz için yıllara varan mücadelenin doğuş günüdür. Kürt halkının varlığıyla birlikte dört parça Kürdistan'da güneş oldu. Hepinize kutlu olsun ve Sayın Öcalan'ın en yakın zamanda halkıyla birlikte doğduğu, büyüdüğü topraklarla buluşmasına vesile olsun” ifadelerini kullandı.
 
'Devletin verdiği sözler var'
 
Çiğdem Kılıçgün Uçar'ın ardından konuşan Veysi Aktaş, “Önderliğin doğum günü tüm halkımıza kutlu olsun. Bugün benim için çok heyecan verici. 10 yıl Önderlikle kalma şerefine nail oldum. Bugün sadece Önder Apo’nun doğum günü değildir, bir halkın doğuş günüdür. Her Kürdün hayalinde Önderlikle bir gün kalmak vardır. Bugün bir kişinin doğum günü değil bir ulusun doğuşudur. Kürt trajedisinin yıkıldığı gündür. Apoculuk hiç kimsenin dokunmadığı, el atamadığına dokunmaktır. Kürt sorunu böyle bir sorundur. Önderlik böyle bir cesaret gösterdi. Apoculuk hiç kimsenin okuyamadığı, el atmadığı, el atmaya cesaret edemediği, korktuğu, geri çekildiği zoruna el atmaktır. Emek sarf etmektir, çalışmaktır, çabalamaktır. İşte Kürt sorunu böyle bir sorundur ve öncülük böyle bir sorunu ele attı. Onun cesaretini gösterdi. Bu çok önemli bir şey. Yoktur tarihimizde böyle bir şey. Bu anlamda Sadece Kürt için bunu yapmadı. Kadın için de öyle bir gündür. Kadının da özgürlükle buluştuğu gündür aslında. Böyle bir gün hele hele Kürt kadını için bu daha bir azimdir. Yeni tarihi bir süreçten geçiyoruz. Önder Apo mevcut sorunu diyalogla, müzakere ile çözmek için çok ciddi adımlar attı, fedakarlıklar yaptı. Bunun karşısında devlete düşen kimi sorumluluklar var. Devletin verdiği kimi sözler var” diye belirtti.
 
27 Şubat çağrısı
 
27 Şubat çağrısına değinen Veysi Aktaş, şöyle devam etti: “Önemli bir manifestoydu. O bildirinin bir maddesi de demokratik müzakereydi. Demokratik müzakere eşitlerin müzakeresidir bildiğiniz gibi. Ancak henüz o eşitlik sağlanabilmiş değil. Önümüzdeki süreç bu müzakerenin gereğinin yerine getirilmesidir. Yani Önder Apo'nun koşullarının düzeltilmesi, özgürlüğünün sağlanması, umut hakkının sağlanmasıdır. Bu anlamda Kürt halkı nasıl Önder Apo ile iradeleştiyse, nasıl örgütlendiyse, nasıl siyasallaştıysa artık ne zamanı? Önder Apo ile özgürlük zamanı, özgürleşme zamanı. Böyle tarihi bir süreçten geçiyoruz. Bu anlamda devletin üstüne düşen sorumlulukların gereğini yerine getirmesi gerekiyor. 27 Şubat bildirisinin ruhuna uygun, manifesto bunun ruhuna uygun adımların atılması gerekiyor. Halkın beklentisi, çağrısı bu. Halkın istemi bu. İşte Nevruz'da bunu haykırdı milyonlar.
 
Önder Apo çok iyi gördü
 
Newroz’da verilen mesaj demokratik ulusal birlik mesajıydı. Önder Apo, yeni manifestosunda en çok bu birliğin hangi koşullarda sağlanabileceği üzerinde duruyor. Bu açıdan bakıldığında Kürt halkı, 20’nci yüzyılın başında yakaladığı fırsatın benzerini bugün yeniden elde etmiş durumda. Ya önümüzdeki yüzyıl da baskı ve zorbalıkla geçecek ya da önümüzdeki bin yıl kazanılacak. Böylesi tarihsel bir süreçten geçiyoruz. Önder Apo bu süreci doğru okudu ve bu doğrultuda önemli adımlar attı.
 
Abdullah Öcalan’ın Mesud Barzani’ye çağrısı
 
Önder Apo, o dönemde KDP Genel Başkanı Sayın Mesut Barzani’ye de bir mektup yazdı. ‘Gel bizi de temsil et. Ulusal Kongre’nin başına geç. Müzakere yürütüldüğünde bizi de savun, bizi de temsil et. Yeter ki demokratik ol’ çağrısında bulundu. Ancak ne yazık ki bu çağrı karşılık bulmadı.
 
Burada temel şart demokrasidir. Ulusal birlik de bu zemin üzerinden geliştirilmiştir. Bu süreçte hepimize, özellikle halk olarak bizlere önemli sorumluluklar düşüyor. Yapmamız gerekenler var. Örgütlenmeliyiz. Böylesi tarihsel bir süreçten geçiyoruz. Bahsettiğimiz örgütlenme, demokratik toplum örgütlenmesidir. Demokratik temelde kendimizi ne kadar güçlü örgütleyebilirsek bu tarihsel fırsatı da o kadar yakalayabilir, büyük bir kazanıma dönüştürebiliriz.
 
Artık her şey, kendi sorumluluklarımıza sahip çıkmamıza bağlıdır. Bunun için herkesin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesi gerekiyor. Bu yalnızca halk için değil, siyasi partiler için de geçerlidir.”
 
Yeni yasaların çıkarılması çağrısı
 
Veysi Aktaş, konuşmasının devamında süreçte devlete düşen sorumluluklara işaret ederek, “Nasıl olsa Başkan Öcalan müzakere yürütüyor diyerek sorumluluktan geri durursak, Başkan Öcalan’ın elini zayıflatmış oluruz ve barış sürecinin başarıya ulaşmasına katkı sunamayız. Destek sunmak istiyorsak sorumluluklarımıza sahip çıkmalıyız. Süreç ancak bu şekilde ilerler. Artık süreç, bir an önce gerekli yasal düzenlemelerin yapılmasını gerektiriyor. Başta dağda bulunanlar olmak üzere Avrupa’dakilerin ve zindandakilerin demokratik siyasete dahil olma zamanıdır. Yakın zamanda bu yönde adımların atılmasını umuyoruz. Bekliyoruz, talep ediyoruz. Toplumun beklentisi bu yöndedir” ifadelerini kullandı.
 
Toplumsal beklentiye dikkat çeken Aktaş, “Hepimizin kardeşleri, çocukları nerede? Ya dağda, ya zindanda, ya Avrupa’da ya da başka yerlerde. Eğer yeniden bir kardeşlik kurulacaksa ve bu sorunun çözümü isteniyorsa, bunun hukuki bir temele oturtulması gerekir. Bu anlamda yeni bir anayasanın inşası da şarttır. Bu kardeşleşmenin doğru temelde, adım adım yeniden inşa edilmesi gerekiyor. Önümüzdeki süreç de bu temelde ilerlemelidir. Bu anlamlı günde burada bulunmanın heyecanı ve coşkusuyla, özgür yaşamı inşa ederek önderlikle buluşacağımız günün özlemiyle hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum” diye konuştu.
 
Festival, konser programıyla devam ediyor.