Hukukçular 'Umut Hakkı' için yürüyecek
- 12:07 26 Şubat 2026
- Hukuk
Pelşin Çetinkaya-Gülistan Gülmüş
AMED/RIHA – ÖHD'li avukatlar, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın fiziki özgürlüğü ve "Umut Hakkı" için Amed'de düzenleyecekleri yürüyüşe katılım çağrısı yaptı.
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan 27 Şubat 2025 tarihinde, “Barış ve Demokratik Toplum” çağrısı gerçekleştirdi. Abdullah Öcalan’ın çağrısının üzerinden 1 yıl geçti ancak devlet herhangi somut bir adım atmamakla beraber tecrit halini sürdürdü. Bu süreç içerisinde, “Umut hakkı”nın uygulanması için birçok eylem etkinlik ve hukuki başvurular yapılsa da sonuç alınamadı. Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD), 27 Şubat’ta Amed’de saat 14.00’da Ulu Camii önünde toplanarak, adliye binasına “Umut hakkı derhal uygulansın” şiarıyla yürüyüş gerçekleştirecek. Yürüyüşün ardından Adalet Bakanlığı'na, Meclis komisyonlarına ve Meclis Başkanlığı’na mektup gönderilecek.
Yürüyüşe Kürdistan ve Türkiye illlerinden avukatlar katılacak. Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) üyesi avukatlar yapacakları yürüyüşün amacına dair konuştu.
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik uygulanan tecrit politikalarının devam eden Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne ters düştüğünü söyleyen Büşra Eylül Özgültekin, “Sayın Öcalan, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin baş müzakerecisidir, dolayısıyla sürecin de inşacısı bir yönüyle. Tam da bunları konuşurken, masanın baş aktörünün tecrit halinde bulunmasının, sürecin rahat ve sağlıklı yürümesinin önünde de çok büyük bir engel olduğunu hepimiz görebiliyoruz. Aynı zamanda Sayın Öcalan’ın tecrit altında tutulması yalnızca Türkiye’yi değil, Ortadoğu’nun genelini de ilgilendiren bir mesele. Çünkü gördüğümüz üzere Sayın Öcalan’ın, birçok siyasal aktör ve siyasal süreçlere dair de ürettiği sözün bir karşılığı oluyor. Bu çok çok önemli bir nokta. Sonuç olarak baktığımızda tecridin gerçek bir sorun olduğunu görebiliyoruz” dedi.
‘Umut Hakkı'nın önünde engel yok'
Büşra Eylül Özgültekin, ağırlaştırılmış müebbet rejimi ve tecrit uygulamalarının hem Anayasa’ya hem de AİHM kararlarına aykırı olduğunu ve gelinen süreçte, "Umut Hakkı"nın uygulanmasının önünde hukuki bir engel kalmadığını söyledi. Büşra Eylül Özgültekin, “Barış ve Demokratik Toplum Süreci, tecrit ve umut hakkı birbiriyle bağlantılı, birbirini etkileyen bir durum. Mevcut sistemde 'Umut Hakkı'nın iki ayrı durumda da değerlendirmesinin olduğunu söylemek mümkün. Bahsettiğimiz bu hak burada uygulanmıyor. Dolayısıyla burada ağırlaştırılmış müebbetten, ceza sürecinin değerlendirilmesine dair yasal düzenlemenin yokluğundan rahatlıkla bahsedebiliriz. Ayrıca bu uygulamalar, hem Anayasa’ya hem de AİHM’in kararlarına da aykırı düzenlemeler. Bunun siyasi yönünü biraz daha devletin güvenlikçi politikalarıyla değerlendirmek mümkün. Ancak şunu da görüyoruz, sürecin başlamasının üzerinden bir buçuk sene geçti ve ilk esnada Devlet Bahçeli’nin kısmi şartlara bağladığı bir umut hakkı meselesi vardı ve bu meselede o kısmi şartların büyük çoğunluğu yerine getirildi. Dolayısıyla 'Umut Hakkı' ilkesinin uygulanmasının önünde herhangi bir engelin ve mazeretin kalmadığını da rahatlıkla söyleyebiliriz. Zaten hukuki zemine baktığımızda iç hukukuyla da uluslararası sözleşmelerle de çok da bağdaşan bir pratik halinde değil. Dolayısıyla diliyoruz ki bu hak bir an önce uygulanır” diye belirtti.
‘Umut hakkı raporda yok’
Geçtiğimiz günlerde Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun kabul edilen raporunda 'Umut hakkı' ilkesine yer verilmemesine tepki gösteren Büşra Eylül Özgültekin, “Çok yakın zamanda Meclis’in raporu yayınlandı ve biz orada umut hakkının geçtiği bir cümle bulamadık. Daha çok mahkeme kararlarına vurgu yapıldığı ve bu mahkeme kararlarının uygulanması için etkin yollara başvuru yapılması gerektiği noktasında duran bir raporla karşı karşıyayız. Elbette ki bu, bizler için yeterli değil. Bunun yansımaları da bir tıkanıklığa dönüşüyor. Bu anlamda devletin somut adımlar atmasını bekliyoruz. Şimdi Türkiye’ye bahsettiğimiz düzenlemelerin yapılması için yeniden bir süre verildi. Dolayısıyla Türkiye’nin bu süre içinde bu düzenlemeleri yapması gerektiği kanaatindeyiz. Ayrıca bizim Adalet Bakanlığı’na yaptığımız başvurular da oldu. Bizler de umut ilkesinin uygulanması gerektiğini düşünüyoruz. Aynı zamanda çok toplumsal bir yerden de düşünüyoruz. Çünkü umut hakkı yalnızca Sayın Öcalan şahsında değil, aslında birçok cezaevindeki infaz koşullarıyla da çok iç içe bir mesele. Dolayısıyla gündemde tutmak, infaz değişikliğini savunmak ve infaz eşitliği için çabalamak da hukukçuların en genel sorunlarından biri” diye belirtti.
Büşra Eylül Özgültekin, tüm hukukçuları düzenleyecekleri yürüyüşe çağırdı.
Riha
ÖHD Rîha Şube üyesi Avukat Meral Halat, 27 Şubat Çağrısı'nın üzerinden bir yıl geçtiğini ancak henüz hukuki bir düzenlemenin yapılmadığını hatırlatarak, “Kürt sorunu sadece siyasal bir söylem, siyasal bir sorun değil, bir varlık mücadelesi, bir hukuk mücadelesidir. Dolayısıyla en yakın zamanda hukuki düzenlemelerin de yapılması gerekiyor. Şimdi 2014 yılında AİHM bir hak ihlali kararı verdi. Burada Sayın Abdullah Öcalan'ın üzerinde uygulanan rejimin işkence ve kötü muamele yasağını ihlal ettiği kararını verdi. Buna ilişkin birçok sivil toplum kuruluşları, hukukçular, halktan tepkiler gelişti ve eylemler gerçekleştirildi. Eğer biz bir barış sürecinden, demokratik toplumdan bahsediyorsak AİHM kararlarının da uygulanması gerekiyor. Türkiye’nin AİHM’de çıkan kararları uygulaması iç hukukunda bağlayıcıdır ve derhal uygulaması gerekiyor. Üzerinden 10 yıl geçmiş olmasına rağmen henüz bir uygulama yapmadı” dedi.
'Hukuki güvence'
"Umut hakkı"nın uygulanması gerektiğinin altını çizen Meral Halat, “ÖHD’nin de Avrupa Konseyi'ne yapmış olduğu bir başvuru var. O başvuru neticesinde her ne kadar Avrupa Konseyi'nin bir yaptırımı olmasa da Türkiye'ye savunmasını hazırlaması açısından bir yıllık bir süre verdi ve bu sürede de Türkiye'yi aslında gözetiyor ve bir gözetim denetim mekanizması oluşturdu. Hali hazırda ne tür değişiklikler yapılması gerekiyor dersek infaz hukukunda değişikliklerin yapılması gerekiyor. Sayın Öcalan için hukuki bir mevzuatın oluşması lazım. Siyasal söylemlere baktığımızda umut hakkının derhal uygulanması gerektiği, yasal düzenlemelerin yapılması gerektiğine ilişkin söylemler var ama bu söylemlerin ivedilikle hayata geçirilmesi ve hukuki güvenceye bağlanması gerekiyor” diye belirtti.
Meral Halat, yapacakları yürüyüşe hukuk örgütleri, derdi demokratik toplum ve barış olan herkesi güç katmaya davet etti.







