İstanbul Barosu: Nafaka düzenlemeleri eşitsizliği besliyor

  • 14:03 12 Haziran 2026
  • Hukuk
İSTANBUL - İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi, 12'nci Yargı Paketi’nde yer alan nafaka, boşanma ve aile arabuluculuğuna ilişkin düzenlemelere tepki gösterdi. Düzenlemelerin kadınların ekonomik ve hukuki güvencelerini zayıflatacağı belirtildi. 
 
İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi, Av. Adil Apaydın Konferans Salonu'nda 12'nci Yargı Paketi’nde planlanan nafaka, boşanma ve aile arabuluculuğuna dair çalıştay düzenledi. Çalıştay öncesi farklı barolardan avukatların da katılımıyla İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi, 12'nci Yargı Paketi’ni ve nafakaya dair düzenlemeleri protesto etmek amacıyla baro binasının toplantı salonunda basın toplantısı düzenledi. Basın metnini Baro Kadın Hakları Merkezi’nden Avukat Fatma Betül Eser okudu.
 
‘Torba yasa mantığını reddediyoruz’
 
Söz konusu düzenlemelerin torba yasa yöntemiyle hazırlanmasını eleştiren Fatma Betül Eser, “Birden fazla kanun değişikliğinin aynı yargı paketine sıkıştırılarak toplum için anlaşılmaz hale getirilmesini kabul etmiyoruz. Baroların ve tüm ilgililerin yasama süreçlerinden dışlandığı bu torba yasa mantığını reddediyoruz” dedi.
 
‘Yasa kadınları şiddet karşısında seçeneksiz bırakıyor’
 
Kadına yönelik erkek şiddetinin ve kadın cinayetlerinin önlenemediği bir dönemde kadınların haklarının yeniden tartışmaya açıldığını belirten Fatma Betül Eser, “Koruyucu tedbirlerin etkin uygulanmadığı, kadın yoksulluğunun derinleştiği, kadınların sosyal güvenceye ve ekonomik kaynaklara erişimde ciddi eşitsizliklerle karşı karşıya kaldığı bir ülkede bu düzenlemelerin yaratacağı tehlikenin farkındayız. Medeni Kanun’dan ve 6284 Sayılı Kanun’dan doğan hakların sürekli tartışma konusu haline getirilmesi erkek egemen sistemi güçlendirmekte, kadınları şiddet karşısında seçeneksiz bırakmaktadır” diye belirtti.
 
‘Nafaka bir ayrıcalık değildir’
 
Kadınların evlilik sürecindeki görünmeyen emeğinin yok sayıldığını ifade eden Fatma Betül Eser, “Yıllardır nafaka hakkı üzerinden yürütülen tartışmalarda kadınların bakım yükü, görünmeyen emeği, ekonomik şiddet deneyimleri ve boşanma sonrasında yaşadığı yoksullaşma gerçeği göz ardı ediliyor. Nafaka bir ayrıcalık değil, boşanma sonrasında yoksulluğa düşecek eş için öngörülmüş temel bir hukuki güvencedir. Kadınların yaşam koşullarını belirleyen yapısal eşitsizlikler ortadan kalkmamışken nafaka hakkının sınırlandırılmasına yönelik girişimler kadınları ekonomik şiddet karşısında daha da güvencesiz bırakacaktır” ifadelerini kullandı.
 
‘Kadınlar müzakereye zorlanamaz’
 
Aile arabuluculuğu düzenlemesine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Fatma Betül Eser, İstanbul Sözleşmesi ve 6284 Sayılı Kanun’un kadınların şiddet uygulayan kişilerle müzakereye zorlanmasını açık biçimde yasakladığını hatırlattı. Fatma Betül Eser, “Boşanmanın hızlandırılması bahanesiyle aile arabuluculuğuna meşruiyet kazandırılmaya çalışılıyor. Kadınlar boşanmak istedikleri için ölümle tehdit edilirken, haklarını talep ettikleri için erkek şiddetine maruz kalırken ve devlet yaşam hakkını koruyamazken kadınlara mahkemelerin değil, arabuluculuk ofislerinin yolunun gösterilmesi kabul edilemez” dedi.
 
‘Baskı altında uzlaşmaya zorlayacak uygulamaları kabul etmiyoruz’
 
Kadınların adalete erişimini güçlendirmeyen hiçbir mekanizmanın çözüm olamayacağını vurgulayan Fatma Betül Eser, “Taraflar arasındaki güç ilişkisinin eşit olmadığı koşullarda kadınları baskı altında uzlaşmaya zorlayabilecek hiçbir uygulamayı kabul etmiyoruz. Esas ihtiyaç, kadınların boşandıktan sonra eşit, güvenli ve insan onuruna yaraşır bir yaşam kurabilmesini sağlayacak sosyal politikaların hayata geçirilmesidir” diye konuştu.
 
‘Yasa nefret politikalarından besleniyor’
 
Yargı Paketi taslağında LGBTİ+’lara yönelik düzenlemelerin nefret politikalarının bir parçası olduğunu ifade eden Fatma Betül Eser, “LGBTİ+’ların kimliği, varoluşu, ifade özgürlüğü ve örgütlenme hakkı kriminalize edilmeye çalışılıyor. Cinsiyet uyum sürecine ilişkin getirilen kısıtlamalar transların yaşam ve sağlık haklarını tehdit etmektedir. Toplumsal cinsiyet kavramını yasaklayanların bugün LGBTİ+’ları hedef göstererek gündeme getirdiği nefret yasalarına karşı mücadelemizi sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.
 
‘Mücadeleden vazgeçmeyeceğiz’
 
Kadınların kazanılmış haklarını geriye götürecek düzenlemeleri kabul etmediklerini ifade eden Fatma Betül Eser, “Kadın mücadelesiyle kazandığımız medeni haklarımızı tartışmaya açtırmayacağız. Eşitlikten geri adım atmayacağız. Nefret yasalarına karşı durmaya devam edeceğiz. Mücadeleden vazgeçmeyeceğiz” dedi.