Özel savaşın tarihsel kökenleri (2)

  • 09:01 16 Haziran 2026
  • Dosya
NATO’dan dijital çağa: Kadınlara yönelen özel savaş yöntemleri
 
Rojda Aydın – Şehriban Aslan 
 
HABER MERKEZİ - Özel savaş, yalnızca silahlı çatışma dönemlerinde başvurulan askeri bir yöntem değil; toplumun siyasal, kültürel, ekonomik ve psikolojik yapısını şekillendirmeyi hedefleyen çok boyutlu bir strateji olarak tanımlanıyor. Özellikle 20’nci yüzyılda kurumsallaşan bu yöntem, savaşın yalnızca cephede değil yaşamın her alanında da sürdürülebileceği anlayışına dayanıyor. 
 
Toplum mühendisliğinden medya politikalarına, kültürel asimilasyondan ekonomik bağımlılık ilişkilerine kadar geniş bir alana yayılan özel savaş uygulamaları; dünya genelinde NATO, Gladio, kontrgerilla ve derin devlet tartışmalarıyla birlikte ele alınıyor. Kürdistan'da ise özel savaş politikalarının kadınlar, gençler ve toplumsal muhalefet üzerinde yoğunlaştığı; bu yöntemlerin toplumsal yapıyı dönüştürme ve denetim altına alma amacı taşıdığı ifade ediliyor.
 
Dosyamızın bu bölümünde, özel savaşın tarihsel ortaya çıkışını, NATO ve Gladio yapılanmalarıyla ilişkisini, Türkiye'deki kontrgerilla tartışmalarını ve günümüzde kullanılan temel yöntemlerini ele alıyoruz.
 
Özel savaş neden ortaya çıktı?
 
Özel savaşın günümüzde bilinen biçimi, İkinci Dünya Savaşı sonrasında şekillenen yeni uluslararası dengelerle birlikte ortaya çıktı. Savaşın ardından dünya, ABD öncülüğündeki Batı Bloku ile Sovyetler Birliği öncülüğündeki Doğu Bloku arasında iki kutuplu bir sisteme bölündü. Bu süreç, tarihe “Soğuk Savaş” olarak geçti.
 
1949 yılında kurulan NATO'nun temel amacı, Batı Avrupa'yı Sovyet etkisine karşı korumak olarak açıklandı. Ancak Soğuk Savaş boyunca yalnızca askeri savunma sistemleri geliştirilmedi. Olası işgaller, iç ayaklanmalar, devrimci hareketler ve siyasal dönüşümler karşısında toplumu denetim altında tutmayı amaçlayan farklı yöntemler geliştirildi. Bu dönemde birçok ülkede kamuoyundan gizli şekilde örgütlenen ve gerektiğinde devreye sokulması planlanan yapılar oluşturuldu. İtalya’da ortaya çıkarılan Gladio yapılanması, bu tartışmaların en bilinen örneklerinden biri oldu. Daha sonra Belçika, Almanya, Fransa ve başka Avrupa ülkelerinde de benzer yapılanmaların varlığına ilişkin bilgiler kamuoyuna yansıdı.
 
Bu nedenle özel savaş, yalnızca askeri bir kavram değil; toplumu yönetme, yönlendirme ve denetleme stratejilerinin bütünü olarak değerlendiriliyor.
 
NATO, Gladio ve gizli örgütlenmeler
 
Soğuk Savaş yıllarında birçok Avrupa ülkesinde oluşturulan ve "stay behind" olarak adlandırılan gizli yapılanmalar, olası bir işgal durumunda direniş örgütlemek amacıyla kuruldu. Ancak ilerleyen yıllarda bu yapıların yalnızca dış tehditlere karşı değil, iç siyaseti etkilemek amacıyla da kullanıldığı yönünde ciddi tartışmalar ortaya çıktı. 1990 yılında İtalya Başbakanı Giulio Andreotti’nin Gladio’nun varlığını resmen kabul etmesiyle birlikte Avrupa’da geniş kapsamlı soruşturmalar başlatıldı. Avrupa Parlamentosu da konuyla ilgili araştırmalar yapılmasını istedi.
 
Araştırmacılar ve siyaset bilimciler, bu tür yapılanmaların bazı ülkelerde seçim süreçlerinden toplumsal olaylara kadar birçok alanda etkili olduğu yönünde değerlendirmeler yaptı. Ancak bu yapıların faaliyetleri konusunda halen tartışmalı ve farklı görüşlerin bulunduğu belirtiliyor.
 
 
Türkiye’de kontrgerilla ve derin devlet tartışmaları
 
Türkiye’de özel savaş tartışmaları çoğunlukla kontrgerilla, Özel Harp Dairesi ve derin devlet kavramları üzerinden yürütüldü. 1952 yılında NATO’ya katılan Türkiye’de, sonraki yıllarda Özel Harp Dairesi kuruldu. 1970’li yıllardan itibaren kontrgerilla tartışmaları kamuoyuna taşındı. 1990’lı yıllarda yaşanan faili meçhul cinayetler, zorla kaybetmeler, köy boşaltmaları ve Susurluk kazası sonrasında ortaya çıkan ilişkiler ağı ise devlet içerisindeki gayri resmi yapılanmalara dair tartışmaları daha da büyüttü.
 
Özellikle Kürdistan kentlerinde yaşanan hak ihlalleri, insan hakları örgütleri ve hukukçular tarafından uzun yıllardır özel savaş politikalarının sonuçları olarak değerlendiriliyor.
 
Özel savaşın temel yöntemleri
 
Uzmanlara göre özel savaş yalnızca silahlı operasyonlardan oluşmuyor. Siyasal, kültürel ve psikolojik alanları da kapsayan çok yönlü bir strateji olarak uygulanıyor. Bu yöntemlerin başında gayri nizami harp, darbe ve müdahaleler ile psikolojik savaş geliyor.
 
Gayri nizami harp
 
Gayri nizami harp, klasik savaş kurallarının dışında yürütülen yöntemleri ifade ediyor. Düzenli orduların yanı sıra paramiliter güçler, gizli operasyonlar, istihbarat faaliyetleri ve vekâlet savaşları bu kapsamda değerlendiriliyor. Birçok ülkede bu yöntemlerin, özellikle toplumsal muhalefeti bastırmak veya siyasal dönüşümleri engellemek amacıyla kullanıldığı yönünde akademik çalışmalar bulunuyor.
 
Darbeler ve siyasal müdahaleler
 
Özel savaş tartışmalarında darbeler önemli bir başlık olarak yer alıyor. Latin Amerika’dan Ortadoğu’ya, Afrika’dan Asya’ya kadar birçok ülkede yaşanan askeri darbeler, yalnızca iç siyasal gelişmelerle değil uluslararası güç dengeleriyle de ilişkilendiriliyor. Türkiye de 1960, 1971, 1980 ve 1997 müdahaleleri başta olmak üzere birçok askeri müdahale deneyimi yaşadı. Bu süreçler, toplumun yeniden şekillendirilmesi ve siyasal alanın kontrol altına alınması tartışmalarıyla birlikte değerlendiriliyor.
 
Psikolojik savaş ve medya
 
Özel savaşın en görünür alanlarından biri psikolojik savaş olarak tanımlanıyor. Psikolojik savaş; bilgi üretimi, gündem oluşturma, algı yönetimi ve propaganda yöntemleri üzerinden yürütülüyor. Geleneksel medya araçlarının yanı sıra günümüzde dijital medya platformları, dijital ağlar ve yapay zeka destekli içerikler de bu alanın önemli parçaları haline geldi. Uzmanlar, dijital çağda psikolojik savaşın çok daha hızlı ve etkili hale geldiğine dikkat çekiyor. Dezenformasyon, manipülatif içerikler, hedef gösterme kampanyaları, trol ağları ve bot hesaplar üzerinden yürütülen faaliyetlerin toplumsal algıyı şekillendirmede önemli rol oynadığı belirtiliyor.
Bu gelişmeler, psikolojik savaşın etki alanını genişletirken bireylerin düşünce dünyasından toplumsal ilişkilere kadar birçok alanda etkili olmasına yol açıyor. Bu nedenle psikolojik savaş, artık yalnızca çatışma dönemlerine özgü bir yöntem olarak değil, toplumsal yaşamı şekillendiren araçlardan biri olarak değerlendiriliyor.
 
Kadınlar neden hedefte?
 
Kadın hareketleri ve feminist araştırmacılar, özel savaş politikalarının en yoğun şekilde kadınlar üzerinde uygulandığını belirtiyor.  Kadın bedeni üzerindeki denetim politikaları, cinsiyetçi şiddet, savaşlarda sistematik tecavüz uygulamaları, kadın emeğinin görünmezleştirilmesi ve kadınların siyasal alandan uzaklaştırılması bu kapsamda değerlendiriliyor.
Bosna Hersek, Ruanda, Irak ve Suriye başta olmak üzere birçok savaş bölgesinde kadınlara yönelik sistematik şiddet uygulamaları uluslararası raporlara yansıdı.  Kürt kadın hareketi ise özel savaş politikalarının yalnızca fiziki saldırılarla sınırlı olmadığını; uyuşturucu, fuhuş, ajanlaştırma, medya yoluyla kadın kimliğinin hedef alınması ve toplumsal çözülme politikaları üzerinden de yürütüldüğünü savunuyor.
 
Gençler ve toplum üzerindeki etkileri
 
Özel savaş politikalarının hedeflerinden bir diğerinin gençlik olduğu belirtiliyor. Kimliksizleştirme, kültürel yabancılaşma, tüketim kültürünün yaygınlaştırılması, dijital bağımlılık ve toplumsal örgütlülüğün zayıflatılması gibi uygulamalar, birçok araştırmacı tarafından özel savaşın güncel yöntemleri arasında sayılıyor.  Bu politikaların yalnızca bireyleri değil, toplumsal dayanışma ağlarını da etkilediği ifade ediliyor.
 
Günümüzde özel savaş
 
Uzmanlara göre özel savaş bugün yalnızca askeri alanlarda değil; ekonomi, medya, eğitim, kültür ve teknoloji alanlarında da sürdürülüyor. Özellikle dijitalleşmeyle birlikte bilgi savaşları, veri güvenliği, algoritmalar üzerinden yönlendirme ve toplumsal algının yönetilmesi yeni dönemin önemli araçları haline geldi. Bu nedenle özel savaş kavramı, yalnızca geçmişte yaşanan darbeler veya gizli örgütlenmeler üzerinden değil; günümüz toplumunun nasıl şekillendirildiğini anlamak açısından da tartışılmaya devam ediyor.
 
Kadınlar, gençler, emekçiler ve halkların demokratik örgütlenmeleri üzerinde yoğunlaştığı belirtilen bu politikalar, birçok toplumsal hareket tarafından günümüzün en önemli mücadele başlıklarından biri olarak değerlendiriliyor.
 
Yarın: Toplumsal hafıza nasıl kuşatıldı?