Nafaka kararına tepki: Yoksulluğa karşı güvencemiz hedef alınıyor

  • 09:01 14 Haziran 2026
  • Hukuk
Devrim Fındık
 
İSTANBUL – AYM’nin yoksulluk nafakasının “süresiz olarak” bağlanabilmesine ilişkin hükmü iptal etmesine tepkiler sürüyor. Kadın Zamanı Derneği Hukuk Komisyonu Avukatı Dilşah Taş, kararın kadınların ekonomik güvencesini zayıflatacağını belirtirken, depremzede bir kadın olan T.F. ise mevcut nafaka miktarlarının çocukların temel ihtiyaçlarını dahi karşılamadığını söyledi.
 
Anayasa Mahkemesi (AYM), Türk Medeni Kanunu'nun 175'inci maddesinde yer alan yoksulluk nafakasının “süresiz olarak” bağlanabilmesine ilişkin hükmü iptal etti. Dokuz ay sonra yürürlüğe girecek karar, kadın örgütlerinin tepkisine neden oldu. Kadın Zamanı Derneği Hukuk Komisyonu Avukatı Dilşah Taş ile adının açıklanmasını istemeyen depremzede kadın T.F., kararın kadınların yaşamları üzerindeki etkilerini değerlendirdi.
 
Daha fazla yoksulluk riski
 
Yoksulluk nafakasının, boşanma sonrasında yoksulluğa düşen tarafın temel ihtiyaçlarını karşılamayı amaçladığını belirten Avukat Dilşah Taş, uygulamanın toplumsal cinsiyet eşitsizliği çerçevesinde ele alınması gerektiğini söyledi. Kadınların evlilik sürecinde çoğu zaman iş yaşamından ve ekonomik üretim alanlarından uzaklaştırıldığını belirten Dilşah Taş, “Toplumsal cinsiyet rollerinin sonucu olarak kadınlar ekonomik güçten yoksun bırakılıyor. Boşanma sonrasında da yoksulluğa düşen taraf çoğunlukla kadınlar oluyor” dedi.
 
Yoksulluk nafakası miktarlarının kamuoyunda yaratılan algının aksine oldukça düşük olduğuna dikkat çeken Dilşah Taş, “2024 yılında yapılan araştırmalarda ortalama nafaka miktarının bin 200 TL civarında olduğu görülüyor. Bugün ise birçok dosyada 3 ila 4 bin TL arasında, hatta daha düşük rakamlarla karşılaşıyoruz. Bu miktarlar ne bir kişiyi zenginleştirir ne de nafaka ödeyen kişiyi yoksullaştırır” diye konuştu.
 
‘Süresiz nafaka algısı gerçeği yansıtmıyor’
 
Kamuoyunda sıkça kullanılan “süresiz nafaka” söyleminin hukuki gerçeklikle örtüşmediğini belirten Dilşah Taş, şöyle devam etti: “Yoksulluk nafakası koşulsuz ve sonsuza kadar devam eden bir ödeme değildir. Nafaka alan kişi çalışmaya başladığında, ekonomik koşulları değiştiğinde ya da yeniden evlendiğinde nafakanın kaldırılması veya azaltılması mümkündür. Dolayısıyla uygulamada mutlak anlamda süresiz bir nafakadan söz edemeyiz.”
 
Kadınların boşanma sonrasında ekonomik olarak ayakta kalmakta zorlandığını vurgulayan Dilşah Taş, nafakanın süreyle sınırlandırılmasının kadınların yaşamlarını daha da güvencesiz hale getireceğini ifade etti.
 
‘Kadınlar aile içinde tanımlanmak isteniyor’
 
Son yıllarda uygulanan politikaların kadınları birey olmaktan çıkarıp aile içinde tanımlamaya yöneldiğini söyleyen Dilşah Taş, nafaka tartışmalarının da bu politikaların bir parçası olduğunu belirtti. Dilşah Taş, “Kadınlar birey olmaktan çıkarılıp ailenin tali unsuru haline getirilmek isteniyor. İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme ile başlayan süreçte kadınların kamusal alandan ve çalışma yaşamından uzaklaştırılmasına dönük politikalar görüyoruz. Nafaka tartışmaları da bu tablonun bir parçası” dedi.
 
AYM kararının gerekçesinin henüz açıklanmadığını hatırlatan Dilşah Taş, buna rağmen kararın kadınların ekonomik güvenceleri açısından kaygı verici olduğunu söyledi.
 
‘Çocuğuma verilen nafaka ihtiyaçlarını karşılamıyor’
 
Depremzede kadın T.F. ise boşanma sürecinde yaşadıklarını anlatarak, çocuğu için bağlanan nafakanın ihtiyaçları karşılamaktan uzak olduğunu belirtti. Beş yılı aşkın süredir boşanma süreci yaşadığını söyleyen T.F., “Davam devam ederken işe başladığım için bana nafaka bağlanmadı. Çocuğuma ise çok cüzi bir miktarda nafaka ödeniyor. Bu miktar günümüz koşullarında çocuğun eğitim, sağlık ve sosyal ihtiyaçlarını karşılamaya yetmiyor” dedi.
 
Deprem sonrasında yaşamını yeniden kurmaya çalışırken ağır ekonomik ve psikolojik sorunlarla karşılaştığını belirten T.F., “Evimizi, düzenimizi ve güven duygumuzu kaybettik. Tek ebeveyn olarak tüm sorumluluğu üstlenmek hem maddi hem manevi olarak çok yıpratıcı oldu” diye konuştu.
 
‘Kadınların gerçek yaşam koşullarına bakılmalı’
 
Mahkemelerin çoğu zaman kadınların yaşadığı ekonomik gerçekliği göz ardı ettiğini ifade eden T.F., bazı erkeklerin kendilerini resmi kayıtlarda çalışmıyor göstererek nafaka yükümlülüğünden kaçabildiğini söyledi. “Hakim bana ‘Sen çalışıyor olduğun için sana nafaka hükmetmiyorum’ dedi. Karşı tarafın sigorta kaydı olmadığı için geliri yok kabul edildi. Ancak gerçek yaşamda durum böyle değildi” diyen T.F., AYM kararını desteklemediğini belirtti. T.F., “Kadınların ve çocukların gerçek yaşam koşullarına bakılması gerekirdi. Nafaka yalnızca iki yetişkin arasındaki bir mesele değil, çocukların geleceğini de doğrudan etkileyen bir konu. Birçok kadın boşanma sonrasında iş bulmakta zorlanıyor, çocuk bakımını tek başına üstleniyor. Böyle bir tabloda alınan kararlar kadınları daha kırılgan hale getirebilir” ifadelerini kullandı.
 
‘Mücadeleyi bırakmasınlar’
 
Benzer durumda olan kadınlara da seslenen T.F., “Hiçbir zaman mücadeleyi bırakmasınlar. Her zaman güçlü olsunlar. Biz birlikte varız, el ele varız. Bu zor günler elbette geçecek” dedi.