Filiz Kerestecioğlu: Kadınlar olmadan demokratik dönüşüm mümkün değil

  • 10:07 14 Haziran 2026
  • Güncel
Melike Aydın 
 
İSTANBUL- Kadınların demokratik cumhuriyetin yalnızca öznesi değil, kurucu gücü olduğunu belirten Filiz Kerestecioğlu, kadınların yıllar içinde mücadeleyle kazandığı hakların hedef alındığını söyledi. “Makbul kadın” dayatmasına karşı özgürlük mücadelesinin büyütülmesi gerektiğini vurgulayan Filiz Kerestecioğlu, barışın ve demokrasinin kadınların öncü rolüyle toplumsallaşabileceğine dikkat çekti.
 
Türkiye'de 27 Şubat'ta yapılan çağrının ardından demokratikleşme, toplumsal barış ve yeni bir toplumsal sözleşme tartışmaları yeniden hız kazandı. Demokratik dönüşümün yalnızca siyasal ve hukuksal düzenlemelerle sınırlı olmadığı, toplumun tüm kesimlerinin eşit ve özgür katılımını gerektirdiği yönündeki değerlendirmeler öne çıkarken, kadınların bu süreçteki kurucu rolü de yeniden gündeme geldi. 13-14 Haziran tarihlerinde düzenlenen “İkinci Yüzyılda Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü” konferansında, kadınların demokratik bir cumhuriyetin yalnızca öznesi değil aynı zamanda kurucu gücü olduğu vurgulandı. Ancak demokratikleşme tartışmaları sürerken kadınların yıllar içinde elde ettiği hak ve kazanımlara yönelik saldırılar da devam etti.
 
Siyasetçi, Filiz Kerestecioğlu ile demokratik dönüşümün temel eksikliklerini ve çözüm ilkelerini konuştuk.  
 
İfade özgürlüğü ve otosansür
 
Cumhuriyetin birinci yüzyılında demokratik dönüşüm denildiğinde ilk akla gelen eksikliğin ifade özgürlüğü olduğunu dile getiren Filiz Kerestecioğlu, “İnsanların kendi kendine sansür uyguladığı, düşüncelerini ifade edemediği, her cenahtan insanın aslında düşüncelerini ifade edemediği, ifade ettiği zaman bunun sürekli ya bir manipülasyona ya da suç oluşturularak cezaevlerine gönderildiği böyle bir dönemi yaşıyoruz. Ama onun dışında tabii ki çok daha boyutlu bir durum var” dedi. 
 
‘Kadının, muhalifin, Kürdün, işçinin makbulü yaratılmaya çalışılıyor’
 
Türkiye’de kadınlar, LGBTİ+’lar, Kürtler ve muhalif kesimler açısından bir kimlik dayatması olduğunu belirten Filiz Kerestecioğlu, demokratik eksikliğin yalnızca siyasi alanla sınırlı olmadığını söyledi. Kadınların kazanılmış haklarının hedef alındığını ifade eden Filiz Kerestecioğlu, “Cumhuriyetin ilk yıllarında olduğu gibi şu anda da hakların gasp edilmeye çalışıldığını görüyoruz. Örneğin nafaka hakkının gasp edilmesine karşı İstanbul’da eylem yaptı kadınlar. Bunun gibi LGBTİ+ hakları ve kadın hakları açısından baktığımızda, hakikaten yıllardır mücadele ettiğimiz, kazandığımız hakların gasp edilmeye çalışıldığını görüyoruz. Ama tabii ki buna karşı bir mücadele de var. Zaten en fazla aslında kadınlar sokakta olduğu için, en fazla ses çıkaran olduğu için de biraz daha fazla bu alana yükleniliyor ve hep bir ‘makbul kadın’ yaratılmaya çalışılıyor. Aynı şekilde makbul Kürt de yaratılmaya çalışılıyor. Makbul bir muhalif de, makbul işçi de yaratılmaya çalışılıyor. Böyle bir eksen içerisinde devam ediyoruz” diye belirtti.  
 
‘Çocuk işçi diye bir şeyin olmaması gerekir’
 
Çalıştırılan çocuklar ve iş cinayetlerinin demokratik cumhuriyet tartışmalarından ayrı düşünülemeyeceğini dile getiren Filiz Kerestecioğlu, “Emek ve özgürlük açısından baktığımızda da nasıl maden işçilerinin direnerek ancak kazanabildikleri hakları ki zaten yaşarken o madenlerde çalışırken ya da birçok işçi, Dilovası’ndaki mesela ölen kadın işçiler gibi, zaten çok zor koşullarda yaşarlarken; çocuk işçi diye bir şeyin olmaması gerekirken, yüzlerce çocuk çalışırken, hayatını kaybetmişken aynı zamanda öyle bir eksende de emek ve işçi haklarının gasp edildiğini ve çok daha geri noktaya gittiğimizi düşünüyorum” şeklinde konuştu.
 
‘Herkesin hakkını alabildiği demokratik bir cumhuriyet hayali’
 
Türkiye’de demokrasi ve demokratik cumhuriyet olmadığını belirten Filiz Kerestecioğlu, barış ve demokrasinin birbirinden ayrı ele alınamayacağını söyledi. Filiz Kerestecioğlu, “Yani herkesin hakkını alabildiği ve aynı zamanda barış ve demokrasinin gerçekleştiği bir cumhuriyeti hayal ediyoruz. Böyle bir ülke neden olmasın? Aslında hiç zor bir şey değil” diye belirtti.
 
‘Meşrutiyetten bugüne eşit yurttaşlık için mücadele ediyor’
 
Kadınların Cumhuriyet öncesinden bugüne hak mücadelesi yürüttüğünü hatırlatan Filiz Kerestecioğlu, konferansta Hülya Osmanoğlu’nun ve Erdoğan Aydın’ın “baştan itibaren düğmenin yanlış iliklendiği” sözüne atıfta bulundu. Filiz Kerestecioğlu, “Meşrutiyetten, 1908’den itibaren hakları için mücadele eden, dergiler çıkaran, dernekler kuran, daha sonrasında ilk fırkayı kuran kadınlardır. Kadınlar Halk Fırkası’nı Cumhuriyet Halk Partisi’nden önce kuran kadınlar olmasına rağmen sonrasında artık ‘kadına söylenecek bir söz kalmamıştır’ denilerek Türk Kadınlar Birliği’nin kapatıldığını görüyoruz” sözlerini kullandı.  
 
‘Kadınlık da Türk eksenine sığdırılmaya çalışıldı’
 
Cumhuriyet döneminde kadınların yalnızca belirli bir kimlik çerçevesine, “Türk eksenine”, sıkıştırıldığını” ifade eden Filiz Kerestecioğlu, “Her şeyin sığdırılmaya çalışıldığını görüyoruz o dönemde de. Yani Ermeni yok, Yahudi yok, Kürt yok. Böyle bir çerçeve içerisine alınmaya çalışıldığını görüyoruz o dönemde de. Ve kadınların sadece oy hakkının orada tanınmasıyla sanki her türlü hakka ulaşmışlar ve hem Kürtler açısından hem kadınlar açısından hem de herkes açısından eşit yurttaşlık sağlanmış gibi bir algı oluşturulmaya çalışıldı” şeklinde dile getirdi.
 
‘Haklarımız mücadeleyle kazanıldı’
 
Kadın hareketinin uzun mücadeleler sonucunda önemli kazanımlar elde ettiğini vurgulayan Filiz Kerestecioğlu, kazanımların korunması gerektiğini söyledi. Filiz Kerestecioğlu, “Çok ciddi mücadeleler verildi. Ceza Kanunu değişti, Medeni Kanun değişti, şiddete karşı tedbir yasaları geldi. Bunlar hep bizim kazanımlarımız. Eşdeğer ücret anlamında da başka haklar anlamında da çok ciddi mücadeleler oldu. Ancak kadınlar belirli roller içerisine sıkıştırılmaya çalışılıyor. Bugün geldiğimiz noktada, 20 küsur yıllık iktidar sürecine baktığımızda, bir başörtü mağduriyetinden başlayarak -ki mağduriyet olduğunu inkâr etmiyorum ve hatta o zaman karşı çıktığımızı ve bunun için mücadele ettiğimizi ifade edebilirim- hakikaten kadınların o makbul kadın içerisine hapsedilmeye çalışıldığı, bir rol, bir kimlik biçildiği bir durumla karşı karşıyayız” şeklinde ifade etti.
 
‘Demokratik cumhuriyete kadın mücadelesiyle geçilebilir’
 
Cumhuriyetin ikinci yüzyılında kadınların modern-geleneksel ikilemine sıkıştırılmadan kendi özgürlük mücadelesiyle yol alması gerektiğini belirten Filiz Kerestecioğlu, “Bir modern kadın, bir geleneksel kadın rollerine ve sunulan bir kadın kimliğine ikna olmak yerine, birlikte mücadeleyle, özgür kadın mücadelesiyle, kadınlar birlikte mücadele ederek, kadına karşı şiddete yönelik mücadele ederek, eşitlik ve özgürlük için mücadele ederek, her alanda eşitliği ve özgürlüğü sağlamaya gayret ederek demokratik Cumhuriyete geçebilir” sözlerini kullandı. 
 
‘Şeffaflığa ve diyaloğa ihtiyaç var’
 
Türkiye’de yürütülen barış tartışmalarında kadınların öncü rolüne dikkat çeken Filiz Kerestecioğlu, sürecin toplumsallaşması için daha fazla şeffaflığa ve diyaloğa ihtiyaç olduğunu söyledi. Filiz Kerestecioğlu, “İnsanlar birbirinin derdini yeterince bilmiyor. Yani bu ülkede ciddi bir savaş oldu. O savaşın yıkımları nelerdi? Kadınlar üzerindeki etkisi nelerdi? Bütün halklar üzerindeki etkisi nelerdi? Türkiye’ye neler kaybettirdi? Bunların yeterince konuşulduğunu, bunların yeterince algılandığını düşünmüyorum. Bu ancak diyalogla olabilir. Daha açık olarak olabilir” ifadelerini kullandı.  
 
‘Barış için kadınların öncü rolü önemli’
 
Kadınların diyaloğunun ve öncü rolünün her zaman daha değerli olduğunu dile getiren Filiz Kerestecioğlu, dünya örneklerinde de bunun ortaya çıktığını söyledi. Filiz Kerestecioğlu, “Bir kısım süreçleri yürüten ve çoğunlukla erkeklerdir. Ya da aslında kadınlar da uğraşıyordur ama öne çıkan erkeklerdir. Onları sembol olarak görürüz. Ve aslında bu çok da inandırıcı değildir; kadınlar açısından da ya da yapılanlar açısından da. O nedenle ben kadınların mücadelesinin daha gerçek, diyaloğun daha gerçek ve erişilebilir olduğunu düşünüyorum” sözlerini kullandı. 
 
Filiz Kerestecioğlu, kadınların demokratik cumhuriyet ve barış mücadelesinde daha fazla sorumluluk alması gerektiğini belirterek, “Daha fazlası gerekiyor. Ve bunun için de hepimizin gerçekten yapabildiğini yapması gerekiyor” dedi.